Bilindiği üzere, uygulamada ilgili idareler (genellikle belediyeler) kamulaştırma işlemlerini tamamlamadan imar planları ile taşınmazları kamusal bir amaca tahsis etmektedir. Kamulaştırma işleminin yapılmamış olması nedeniyle de hak sahipleri tarafından zararlarının tahsiline yönelik kamulaştırmasız el atma davaları açılmaktadır. 

Temel olarak kamulaştırmasız el atma davaları fiili ve hukuki el atma olarak kategorize edilebilir. Hukuki el atmada sadece taşınmazın imar durumu park, yol gibi yapılaşmaya uygun olmayan bir amaca tahsis edilmekte ancak ilgili idare tarafından taşınmaza fiilen müdahale edilmemektedir. Fiili el atmada ise taşınmaz tahsis edildiği kamusal amaca uygun olarak idare tarafından doğrudan kullanılmaktadır. Taşınmaz malikleri tarafından ilgili idareler aleyhine sözü geçen sebeple açılan tazminat davaları mahkemeleri meşgul etmektedir. 

2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na 2016 yılında yapılan bir değişiklik ile eklenen Ek Madde 1 uyarınca uygulama imar planlarıyla gerçekleştirilen el atmalarda, planın yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programlarının veya imar uygulamalarının yapılacağı ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazların ilgili idarelerce kamulaştırılacağı veya her hâlde mülkiyet hakkının kullanılmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliğinin yapılacağı düzenlenmiştir. Yine aynı maddenin devamında bu süre içerisinde belirtilen işlemlerin yapılmaması halinde taşınmaz maliklerine dava açmadan önce uzlaşma sürecine başvurmayı ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nda öngörülen idari başvuru ve işlemleri tamamlamayı zorunlu kılan düzenlemeye yer verilmiştir. 

Taşınmaz sahipleri tarafından dava açılmadan önce tüketilmesi gereken bu uzlaşma süreci 2018 yılında Anayasa Mahkemesi’ne taşınmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin 5 Nisan 2019 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 20 Aralık 2018 tarih ve 2016/181 Esas ve 2018/111 Karar no.lu kararı ile uzlaşma sürecine başvurmayı ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nda öngörülen idari başvuru ve işlemleri tamamlamayı zorunlu kılan düzenleme; ilgili kurumların uygulanmasının Anayasa’nın 46. Maddesinde öngörülen güvenceleri etkisiz hale getireceği ve idarelerin hukuki el atma yolu ile özel mülkiyete müdahalesini sürekli kılabileceği gerekçeleriyle iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulamasını da ertelemediğinden, sözü geçen kurumlara başvurmaksızın dava açılması Anayasa Mahkemesi kararının yayım tarihi olan 5 Nisan 2019 itibariyle mümkün hale gelmiştir.