Koronavirüs (COVID-19) salgını tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de işverenlerin temel bir endişesi haline gelmiş bulunmaktadır.   Koronavirüs salgını kapsamında işverenlerin karşılaşabileceği en acil on sorunun üstesinden gelebilmek adına işverenler için hazırladığımız bu özet kılavuzu sizinle paylaşmak isteriz. Bu kılavuzu bilgi almak amacıyla kullanabilirsiniz, ancak mevcut durum hakkında gelişmeler oldukça, hazırlamış olduğumuz bu kılavuzun yanı sıra işverenleri ilgilendiren mevzuatta da değişiklikler olabilecektir. Bu kılavuzda yer alan bilgiler 10 Mart 2020 tarihi itibariyle günceldir. Kılavuzda yer alan özet niteliğindeki bilgilerin konu hakkında kapsamlı hukuki tavsiye olarak nazara alınmamasını rica ederiz.

1. Çalışanların bir "risk unsuru" teşkil ettiklerini işverenlerine beyan etme yükümlülükleri var mıdır?

Evet. Zira çalışanların işverenlerine karşı sadakat yükümlülüğü vardır. Buna ek olarak çalışanlar, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğini sağlamak amacıyla, diğer çalışanların güvenliğine zarar vermekten kaçınmak ve işverenle işbirliği yapmakla yükümlüdür. Bu sebeple, enfekte oldukları teyit edilmiş veya şüpheli semptomlar gösteren çalışanların bu durumu işverenlerine beyan etmeleri gerekmektedir.   Ancak işverenlerin, çalışanların ne zaman bir "risk unsuru" olarak değerlendirilebileceklerini açıkça tanımlaması ve bu tanımı çalışanlara bildirmesi gerekmektedir.

2. İşveren, çalışanlarından "risk unsuru" teşkil ettiklerini beyan etmelerini talep edebilir mi?

İşverenler güvenli ve sağlıklı bir işyeri temin etmek ve çalışanlarını korumakla yükümlüdürler. Dolayısıyla önerimiz, işverenlerin, çalışanlarından "risk unsuru" olduklarına ilişkin bir beyan talep etmeleridir.   Ancak işverenlerin, çalışanların ne zaman bir "risk unsuru" olarak değerlendirilebileceklerini açıkça tanımlaması ve bu tanımı çalışanlara bildirmesi gerekmektedir.

3. İşveren çalışanlarının grip semptomları gösteren (örneğin ateş, öksürük, nefes almada zorluk, kas ağrısı, yorgunluk) çalışma arkadaşlarını rapor etmelerini gerektiren bir talimat (veya politika) yayınlayabilir mi?

Hayır, veri gizliliği nedenleriyle bu yöntemi önermiyoruz.   Ancak, işverenin güvenli ve sağlıklı bir işyeri temin etme yönünde genel bir yükümlülüğü vardır. Çalışanların da benzer şekilde diğer çalışanların güvenliğine zarar vermekten kaçınma yükümlülüğü söz konusudur. Dolayısıyla, içinde bulunduğumuz olağandışı koşullar sebebiyle, çalışanların işyeri ile ilgili sağlık ve güvenlik konularındaki endişelerini dile getirmeye teşvik edilebileceklerini düşünüyoruz.   Böyle bir uygulamanın aynı zamanda mahremiyete bir müdahale teşkil etme ihtimali sebebiyle çalışanlar, endişelerini gizli bir şekilde dile getirmelidirler. Çalışanlara ayrıca kendi sağlıklarını ve diğer çalışanların sağlıklarını koruma konusunda mümkün olan tüm önlemleri almaları gerektiği hatırlatılmalıdır.

4. Çalışanlar işe gelmeyi reddedebilir mi?

Kural olarak, çalışanların işlerini işveren ile kararlaştırıldığı şekilde yerine getirmeleri gerekmektedir. Yalnızca çok istisnai durumlarda, verilen görevlerin ifasından kaçınmak mümkündür.   Gerçekten de, işyerinde ciddi ve yakın bir tehlike ortaya çıkarsa (örneğin, işyerinde Koronavirüs (COVID-19) enfeksiyonu olduğu teyit edilmiş ise), çalışanlar işverenin tehlikeyi saptamasını ve gidermesini isteyebilir. Tehlike giderilinceye kadar çalışanlar çalışmaktan kaçınabilir; iş durdurulsa dahi işverenler maaş ödemeye devam etmek zorundadır.

5. Çalışanlar toplantılara katılmayı veya seyahat etmeyi reddedebilir mi?

Toplantılar veya seyahatler güvenli olmadıkları kabul edilen bölgelerde gerçekleşecek ise veya ilgili bölgede/seyahat edilecek yerde ciddi ve yakın bir tehlike varsa, çalışanlar toplantılara katılmayı veya seyahat etmeyi reddedebilir.

6. İşveren, çalışanlarını izne gönderebilir mi?

Evet, işveren her zaman çalışanlarını tek taraflı olarak izne gönderebilir. Bu süre boyunca çalışanlara maaş ödenmesi gerekmektedir. İzin boyunca çalışanların çalışmaya hazır halde bulunmaları gerekmektedir.

7. İşveren hangi durumlarda faaliyetlerini durdurmak zorundadır?

İşyerinde hayati tehlike oluşturan bir husus tespit edildiğinde, tehlike oluşturan husus giderilinceye dek işyerindeki faaliyetlerin durdurulması gerekmektedir. Her bir olayın özelliklerine bağlı olarak, bir diğer anlatımla, çalışanlar için arz edilen tehlikenin derecesine ve hayati riske bağlı olarak, işyerindeki faaliyetlerin kısmen veya tamamen durdurulması gerekebilecektir.

8. İşverenin, işyerinde saptanan enfeksiyonları sağlık yetkililerine bildirme yükümlülüğü var mıdır?

Hayır, yalnızca enfeksiyonu tespit eden sağlık personelinin ve doktorların sağlık yetkililerine bildirimde bulunma yükümlülüğü vardır. Bununla birlikte işverenler, işyerinde herhangi bir bulaşıcı hastalık olup olmadığını denetlemek, değerlendirmek ve eğer bu yönde bir şüphe varsa gereken önlemleri almakla yükümlüdür. Bu nedenle, her ne kadar zorunluluk olmasa da, işyerinde bulaşıcı bir hastalık olma ihtimalinden şüphelenen işverenlerin derhal sağlık yetkilileri veya işyeri doktoru ile iletişime geçmesini öneririz.

9. İşveren çalışanlarının doktora muayene olmalarını talep edebilir mi?

Hayır, işverenler çalışanlarını tıbbi muayeneden geçmeye zorlayamaz. İşverenler yalnızca çalışanlarına doktora gitmelerini tavsiye edebilir. Çalışan bu durumu reddettiği takdirde işveren çalışanını ücretli izne gönderebilir.   Çalışanın iş sözleşmesine ve yaptığı işlerin niteliklerine bağlı olarak, uzaktan çalışma da bir diğer alternatif olarak değerlendirilebilecektir.

10. Çalışanlar izne gönderilir veya çalışanlar işe gelmeyi reddeder yahut işyerindeki faaliyetler durdurulur ise, işveren çalışanlarının maaşlarını ödemekle yükümlü müdür?

Evet, çalışanların izne gönderildiği veya çalışanların işe gelmeyi reddettiği yahut işyerindeki faaliyetlerin durdurulduğu durumda dahi işverenlerin çalışanlarının maaşlarını ödemeleri gerekmektedir.