Türk finansal piyasalarına yeni kurumlar getiren kanun değişiklikleri Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edildi. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndaki değişikliklerle; Türk Bankacılık sisteminin, küresel uygulamalar ve Basel Bankacılık Denetim Komitesi tarafından ortaya koyulan standartlarla uyumlu hale getirilmesi amaçlanıyor. Aynı zamanda, Sermaye Piyasası Kanunu’nda yapılan değişikliklerle Türkiye sermaye piyasaları ve finansal sektörüne önemli kavramlar getiriliyor. Söz konusu değişiklikte, Bankacılık Kanunu ve Sermaye Piyasası Kanunu açısından başlıca öne çıkan konuların özeti aşağıdaki gibidir:

5411 S. Bankacılık Kanunu'ndaki Değişiklikler:

  • Yeni düzenlemelerle birlikte bankacılık faaliyetleri eliyle finansal piyasalarda manipülasyon ve yanıltıcı işlemler tanımlanmış oldu. Piyasa manipülasyonu, Sermaye Piyasası Kanunu’nda “Piyasa Dolandırıcılığı” adı altında bir suç olarak düzenlenirken, Bankacılık Kanunu altında söz konusu fiil sadece idari para cezasına tabi olacak.
  • Bankalara ilişkin risk gruplarında da bir takım yenilikler mevcut. Artık, banka genel müdür yardımcıları ile başka unvanlarla istihdam edilseler dahi görevleri itibarıyla bunlara denk veya daha üst konumlarda görev yapan yöneticileri ile bunların eş ve çocukları, birlikte veya tek başına, doğrudan ya da dolaylı olarak kontrol ettikleri ya da sınırsız sorumlulukla katıldıkları veya yönetim kurulu üyesi ya da genel müdürü oldukları ortaklıklar da bankanın dahil olduğu risk grubu kapsamında kabul edilecek. Öte yandan, sermayesinin çoğunluğu Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketi, Türkiye Varlık Fonu’na veya merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerine ait bankaların her biri, kontrol ettikleri ortaklıkları ile birlikte ayrı bir risk grubu olarak kabul edilecek.
  • Türkiye Varlık Fonu Yönetimi A.Ş. veya Türkiye Varlık Fonuyla yapılan işlemler kredi sınırlamalarına tabi olmayan işlemler arasına eklendi.
  • Avrupa Birliği ve G-20 standartlarına uyum sağlamak amacıyla getirilen “önlem planları” sistemik öneme sahip bankaların, risklerini göz önünde bulundurarak olası olumsuzluklar karşısında alınacak aksiyonları içeren planlar hazırlanması yükümlülüğünü doğuruyor.
  • Değişiklik paketinin diğer öne çıkan unsurlarından biri de T.C. Merkez Bankası’nın bankacılık işlemleri üzerindeki yetkilerinin arttırılması. Merkez Bankası’nın kredi ve mevduat azami faizlerini belirleme yetkisi, her türlü bankacılık işleminden alınacak ücret ve komisyonları belirleme yetkisi şeklinde genişletildi. 
  • “Kredi” teriminin tanımı genişletiliyor. Yapılan değişiklikle, katılım bankalarının yanı sıra kalkınma ve yatırım bankaları tarafından da yapılan taşınır ve taşınmaz mal ve hizmet bedellerinin ödenmesi suretiyle veya kâr ve zarar ortaklığı yatırımları, taşınmaz, ekipman veya emtia temini veya finansal kiralama, mal karşılığı vesaikin finansmanı ve ortak yatırımlar kredi tanımının kapsamına alınıyor. Buna ek olarak, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’na (“BDDK”) değişen koşullara bağlı olarak yeni finansman yöntemlerinin oluşması halinde bunları kredi olarak nitelendirme yetkisi veriliyor.
  • Değişiklikte, yatırım ve kalkınma bankaları açısından da önemli değişiklikler bulunmakta olup, belirli konularda BDDK’ya bu bankalara ilişkin özel düzenleme yapma yetkisi tanınıyor. Bankacılık sisteminin geneli için belirlenen standart oran ve sınırların kalkınma ve yatırım bankaları için farklılaştırılması konusunda BDDK’ya yetki verilmesi ilgili değişiklikleri içeren hüküm 77. maddedeki en kritik düzenleme olarak değerlendirilebilir.
  • Kanun’un 73. maddesine yapılan eklemeler ile bankacılık faaliyetlerine özgü olarak bankalarla müşteri ilişkisi kurulduktan sonra müşterilerden elde edilen bilgilerin sır niteliğinde olduğu ve istisnai durumlar haricinde üçüncü kişilere aktarılamayacağı, istisna tutulan hallerde ise ölçülülük ilkesine uygun olarak bilgi paylaşımı yapılabileceği düzenlendi.
  • Kanuna aykırı faaliyetlere ilişkin para cezalarında da önemli oranda artışa gidildi.  

6362. S. Sermaye Piyasası Kanunu'ndaki Değişiklikler:

  • Önemli Nitelikteki İşlemler : “Malvarlığının tümünün veya önemli bir bölümünün devredilmesi”, “faaliyet konusunun değiştirilmesi”, “borsa kotundan çıkma” durumları “önemli nitelikteki işlemler” listesinden çıkarılmıştır. Bununla birlikte, maddenin lafzı hangi işlemlerin “yatırımcıların yatırım kararlarını etkileyen ve şirketin temel yapısını değiştiren önemli nitelikte işlem” vasfını taşıdığı konusunda Sermaye Piyasası Kurulu’nun (“SPK”) belirleme hakkını saklı tutmuştur.
  • Ayrılma Hakkı: Ayrılma hakkını düzenleyen maddede yapılan değişikliklerde; ayrılma hakkının kullanılmasında ‘30 günde oluşan ağırlıklı fiyat ortalaması’ yerine adil fiyat esasına geçilmesi, ayrılma talebine konu payların ortaklık tarafından satın alınmasından önce diğer pay sahiplerine veya yatırımcılara önerilmesine ve hakkın ayrılma hakkına konu önemli nitelikteki işlemin kamuya açıklandığı tarihte sahip olunan paylar için kullanılabilmesine ilişkin SPK’ya düzenleme yetkisi verilmesi ve yine SPK’nın belirleyeceği esaslar kapsamında bazı koşulların varlığı durumunda ayrılma hakkı konusunda muafiyet tanınabilmesi ile ayrılma hakkını tetikleyen hallerin ortaklık bazında farklılaştırılabilmesi öne çıkmaktadır.
  • Zorunlu Pay Alım Teklifi: Pay alım teklifi zorunluluğuna ilişkin değişen düzenleme uyarınca artık zorunlu pay alım teklifinden sadece kontrol değişikliğinin kamuya duyurulduğu tarihte hisseleri elinde bulunduran pay sahipleri faydalanabilecek böylece kontrol değişikliğinin kamuya duyurulduğu tarihten sonra payları satın alan yatırımcılar pay alım teklifi zorunluluğu uyarınca paylarını satamayacaktır.
  • Borçlanma Araçları: Getirilen diğer bir değişiklik ile ihraççının tedavülde bulunan borçlanma araçlarının sahiplerinden oluşan Borçlanma Araçları Sahipleri Kurulu hukuk sistemimize girmiştir. Söz konusu yapı ile borçlanma araçlarının hüküm ve şartlarının değiştirilmesi mümkün kılınmış ve ihraççının ödemede temerrüde düşmesi durumunda yeniden yapılandırmanın sağlanabilmesi için yapılandırma süresince her türlü icra takibi, el koyma işlemi ve ihtiyati tedbir kararının uygulanmasını durdurulması gibi önlemler alınması mümkün hale gelmiştir. 
  • Teminat Yöneticisi: Küresel piyasalarda çok sık kullanılan bir araç olan teminat yöneticiliği kavramı da bu değişiklikle Türk hukuk sisteminde resmen tanındı. Getirilen değişiklikler ile tahvil sahiplerinin alacaklarını daha hızlı bir şekilde tahsilini mümkün kılacak düzenlemelerin önü açılıyor. Bunun yanı sıra teminat yöneticisine verilen yetkiler, teminat yönetim sözleşmesi kurumu, teminata konu varlıkların kullanımına ilişkin kısıtlamalar ve ilgili sicillerde teminat yöneticiliğine özgü işlemlerin yapılabilmesi ile yatırımcıları daha etkin koruyucu bir sistemin alt yapısı hazırlandı.
  • Kitle Fonlaması: Değişiklikler ile birlikte borç ve ortaklık modeli kitle fonlamalarını düzenleme yetkisi SPK’ya verilmiş olup borçlanmaya dayalı kitle fonlaması faaliyetlerinin bankacılık mevzuatına tabi olmayacağı açıklığa kavuşturuldu.
  • Proje Finansmanı: Yeni değişiklik ile birlikte yüksek hacimli yatırım gerektiren teknoloji, altyapı, enerji veya endüstriyel projeleri proje finansmanı tahvilleri aracılığıyla fonlamak mümkün hale geliyor. İlgili düzenlemeler arasında, proje finansmanı fonunun, tüzel kişiliği haiz olmamasına ve inançlı mülkiyet esasına göre yönetilmesine karşın, her türlü sicil nezdinde tüzel kişi olarak kabul edilmesi Türk hukuku açısından genel anlamda önemli bir düzenleme olarak dikkat çekiyor. Proje finansman fonu düzenlemelerine paralel olarak, yatırım kuruluşları ve portföy yönetim şirketlerinin yapabilecekleri yan hizmetlere, proje finansmanı dâhil olmak üzere SPK tarafından belirlenecek hizmet ve faaliyetlerde, kambiyo düzenlemeleri saklı kalmak kaydıyla, kredi ya da ödünç verilmesi ve döviz hizmetleri sunma faaliyetleri dahil edilmiştir.
  • Cezai Hükümler ve İzahnamede Yer Alan Bilgi ve Açıklamalara Aykırılık Halinde Uygulanacak Tedbirler: Değişiklikler kapsamında, piyasa dolandırıcılığı gibi suçlarda ceza alt sınırının iki yıldan üç yıla çıkarılması gibi, genel anlamda Sermaye Piyasası Kanunu kapsamındaki idari yaptırım ve suçlara ilişkin artışlar göze çarpmaktadır. Bunun yanı sıra, ihraç belgeleri kapsamında yanıltıcı bilgi veren ve ilgili aykırılıkları gidermekte başarısız olan veya bu konuda SPK’nın talebi üzerine makul gerekçe sunamayan kurumlara karşı başlatabilecek hukuki işlemlere ilişkin de detaylı düzenlemeler getirilmiştir.