Bilindiği üzere, uygulamada ilgili idareler (genellikle belediyeler) kamulaştırma işlemlerini tamamlamadan imar planları ile taşınmazları kamusal bir amaca tahsis etmektedir. Uzun yıllar boyunca kamulaştırma işlemi de yapılmadığı için hak sahipleri zararlarının tahsiline yönelik kamulaştırmasız el atma davaları açagelmiştir.

Temel olarak kamulaştırmasız el atma davaları fiili ve hukuki el atma olarak kategorize edilebilir. Hukuki el atmada sadece taşınmazın imar durumu park, yol gibi yapılaşmaya uygun olmayan bir amaca tahsis edilmekte ancak ilgili idare tarafından taşınmaza fiilen müdahale edilmemektedir. Fiili el atmada ise taşınmaz tahsis edildiği kamusal amaca uygun olarak idare tarafından doğrudan kullanılmaktadır. Taşınmaz malikleri tarafından ilgili idareler aleyhine açılan tazminat davaları mahkemeleri meşgul etmektedir. 

2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nda 2016 yılında yapılan bir değişiklik ile imar planı ile yapılaşma hakkı kısıtlanan taşınmazların uygulama imar planının yürürlüğe girmesinden itibaren 5 yıllık süre içinde idarelere dava açılamayacağı hükmü getirilmiştir. Bu kanun değişikliği ile imar planı ile yapılaşma hakkı kısıtlanan taşınmazlar için Ağustos 2021'e kadar ilgili idareye dava açılması engellenmiş bulunmaktaydı. 

Dava açma hakkını kısıtlayan bu düzenlemeler birçok idare mahkemesi tarafından Anayasa Mahkemesi'ne taşınmış idi. Anayasa Mahkemesi'nin 28 Mart 2018 tarih 2016/196 Esas ve 2018/34 Karar sayılı kararında, ilgili düzenlemeler malike aşırı bir külfet yüklediği, kamu yararı ile malikin mülkiyet hakkı arasında gözetilmesi gereken dengenin malik aleyhine bozduğu gerekçesiyle iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, iptal kararının uygulamasını da ertelemediğinden, kararın yayın tarihi olan 25 Mayıs 2018 itibariyle ilgili davaların açılması mümkün hale gelmiştir. Bu olumlu gelişme, Anayasal hakların "hukukun üstünlüğü" prensibiyle korunuyor olduğunun ve "hukuk devleti"nin bir göstergesidir.