Günümüzde, arama motorları aracılığıyla, saniyeler içinde sınırsız veriye ulaşma imkânı beraberinde unutulma hakkının varlığını gündeme getirmiştir. Unutulma hakkı, bireyin geçmişte hukuka uygun olarak internette yayılmış bilgilerinin, belli bir süre sonunda arama motorları aracılığıyla erişimden kaldırılmasını talep edebilmesi hakkıdır.

Kişinin manevi bütünlüğü kapsamında şeref ve itibarının korunmasını isteme hakkı anayasal bir haktır. Bu bağlamda unutulma hakkı kişinin geçmişinin engeline takılmaması, önyargılara maruz kalmaması için birey için son derece önemli bir haktır.

Unutulma hakkı, bireye yaşamına “yeni bir başlangıç” yapma fırsatı sağlamakta olup; bireyin hayatının önceki aşamalarında yaptığı yanlışlar nedeniyle engellenen sosyal ve ekonomik yaşamını yeniden şekillendirmesini cesaretlendirme anlamında oldukça yararlıdır. [1]

I.AB ADALET DİVANININ GOOGLE KARARI

Google Kararının konusunu, yıllar önce borçlarından dolayı evini satmak zorunda kalan bir avukatın, yıllar sonra Google arama motorunda kendi adını arattığında halen güncel bir şekilde gördüğü açık artırma ilanın arama sonuçlarından kaldırılmasını talep etmesi oluşturmaktadır.

Halen arama motorunda görünmekte olan ilanın mesleki saygınlığını zedelediğini düşünen avukat, Google arama motoruna başvurur. Google arama motoru tarafından talebi reddedilince konuyu AB Adalet Divanı’na taşır.

AB Adalet Divanı, doğru bile olsa, belli bir sürenin geçmesi ile birlikte, verilerin hukuka aykırı hale gelebileceğine hükmetmiştir.

II.TÜRK HUKUKUNDA UNUTULMA HAKKI

Yargıtay Hukuk Genel  Kurulu'nun  E. 2014/4-56, K. 2015/1679 sayılı kararı, Türk Hukukunda unutulma hakkı bakımından oldukça önemli bir karardır.

Dava, cinsel taciz mağduru-şikayetçisi olan davacıya ilişkin olup Yargıtay incelemesine konu olan kararın, davalılar tarafından isminin kodlanmaksızın bir kitapta yayınlanması dolayısıyla kişilik haklarının ihlal edildiği iddiasıyla açılmış; Asliye Hukuk Mahkemesi, isim kodlanmaksızın kararın yayınlanmasından dolayı davacının bizzat mağdur olması nedeniyle içinde bulunduğu hassasiyeti temel alıp kitapta davacının isminin kodlanmamasının kişilik hakkını zedelediğini kabul ederek manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar vermiştir. Temyiz üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ise davacının isminin kodlanmaksızın yayınlandığı kitabın bilimsel eser olduğu, bu anlamda bilim özgürlüğü alanında kaldığı, kararın aleniyet kazanarak kamu malı haline geldiği bu nedenle kişilik haklarına saldırı teşkil etmeyeceği gerekçesiyle davanın reddedilmesi gerektiği yönünde Asliye Hukuk Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermiştir. Davacının, temyiz kararının düzeltilmesi istemi ise oyçokluğuyla reddedilmiştir. [2]

Sonuç olarak; unutulma hakkı henüz Türk Hukukunda tanınıyor olmasa da, adı geçen HGK Kararı unutulma hakkı açısından önemli bir karardır. Zira unutulma hakkı özel hukuk açısından içtihat yoluyla da olsa hukuk sistemimize dahil olmuştur. Fakat ceza hukukunda, suç ve cezada kanunilik ilkesi gereği uygulama alanı bulması şuan mümkün görünmemektedir.