Giriş

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (“İYUK”) 31. maddesinde, İYUK’ta hüküm bulunmayan hususlarda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (“HMK”) uygulanacağı haller düzenlenmiştir. Söz konusu madde hükmü uyarınca bilirkişiler hakkında HMK’nın ilgili hükümleri uygulanacaktır.

HMK’nın 266. maddesi uyarınca mahkeme, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.

Danıştay Uygulaması

Danıştay’ın içtihatları uyarınca uyuşmazlığın çözümünün özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği durumlarda bilirkişi incelemesi yaptırılmadan karar verilmesi eksik inceleme olarak nitelendirilerek bozma gerekçesi teşkil etmektedir.

Gerçekten de Danıştay 10. Daire, turistik yol planlanmasına ilişkin kılavuz planın iptali istemiyle açılan bir davada, uyuşmazlığın çözümünün:

  • söz konusu otoyolun çevreye olan etkisi,
  • sulak tarım alanlarından yol geçirilip geçirilemeyeceği ve
  • alternatif yol güzergahlarına

bağlı olması ve bu durumun da özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeniyle idare mahkemesince bu konuda bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle bir karar verilmesi gerektiğine işaret etmiştir. Bu kapsamda, eksik inceleme sonucunda karar veren yerel mahkemenin kararını bozmuştur[1].

Başka bir olayda yine Danıştay 10. Daire, davacıya ait parsellerden geçen yolun güzergahının değiştirilmesi için yapılan başvurunun reddine ilişkin idari işlemin iptali istemiyle açılan davayı incelemiştir. Söz konusu olayda Danıştay, uyuşmazlığın çözümü için:

  • söz konusu yolun karayolu yol yapım standardını karşılayıp karşılamadığı,
  • davacının talebi doğrultusunda projede revizyon yapılarak yolun kaydırılmasının teknik bakımdan mümkün olup olmadığı,
  • değişikliğin yol yapım maliyetine, çevreye ve diğer unsurlara etkisinin ne şekilde olacağı,
  • seçilen güzergahın teknik olarak doğruluğu ve
  • varsa imar planlarına uygunluğu

yönlerinden değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bunun da teknik bilgi ve ihtisası gerektiren bir durum olması nedeniyle uyuşmazlığa konu alan için yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenecek rapor esas alınmak suretiyle bir karar verilmesi gerektiğini ifade ederek yerel mahkemenin kararını bozmuştur[2].

Danıştay 6. Daire de otopark alanının park alanına çevrilmesine ilişkin revizyon imar planının iptali istemli bir davada, imar mevzuatına uygunluğunun ve kamu yararının belirlenmesi hususunun teknik bir konu olduğunu ve uzmanlık gerektirdiğini vurgulamış; bu nedenle mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak karar verilmesi gerektiğini belirterek idare mahkemesince verilen kararı bozmuştur[3].

Bir diğer olayda Danıştay 8. Daire, kanalizasyon sisteminin bağlandığı foseptik çukurunun ortadan kaldırılarak doğru yere yapılması yolundaki başvurunun reddine ilişkin idari işleminin iptali istemiyle açılan davada:

  • kanalizasyon sisteminin bağlandığı foseptik çukurunun yanlış yere yapılmasından kaynaklı olarak kanalizasyonun içme suyuna karışarak insan ve hayvan sağlığı ile tarım arazilerine zarar verdiği yolunda davacıların iddiasını destekler mahiyette hiçbir delil bulunmadığı,
  • yapılan analizlerinde suya amonyum karıştığına ilişkin herhangi bir veri elde edilemediği

gerekçesiyle davayı reddeden yerel mahkemenin kararını eksik inceleme nedeniyle 04 Şubat 2022 tarihinde bozmuş olup, bu durumun özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeniyle bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini vurgulamıştır[4].

Yorum

Görüldüğü üzere, Danıştay’ın yerleşik içtihatları uyarınca çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren uyuşmazlıklar hakkında bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın verilen kararlar eksik inceleme nedeniyle bozulmaktadır.

Danıştay kararlarında ayrıca bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu isabetle vurgulanmakta; bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği belirtilmektedir. Buna ek olarak, bilirkişilerce düzenlenen raporda sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerektiğine işaret edilmektedir.