Yeni Gelişme

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 2 Ekim 2020 tarihli, 2020/1714 E., 2020/2652 K. sayılı kararında (“Yargıtay Kararı“), tahkim yargılamasına konu uyuşmazlıkta yabancılık unsuru bulunması nedeniyle iki Türk taraf arasında yabancı dilde akdedilen sözleşmenin 805 sayılı İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkında Kanun’a (“805 sayılı Kanun“) aykırılık teşkil etmeyeceğine hükmetmiştir.

Yargıtay İncelemesine Konu Olay

Daha önce 18 Mayıs 2020 tarihinde yayınladığımız bültende detaylı şekilde incelendiği üzere, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 26 Eylül 2019 tarihli, 2019/2474 E., 2019/3640 K. sayılı kararıyla (“Bozma Kararı“), Türkiye’de tahkim yargılaması ve kamu düzeni bakımından önemli bir adım atmış ve kamu düzenini dar yorumlayarak Bölge Adliye Mahkemesi’nin (“BAM“) ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği hakem kararının iptali kararını bozmuştu. İlgili bültene buradan ulaşabilirsiniz.

Bozma Kararı’na konu olayda BAM, 805 sayılı Kanun gereğince iki Türk taraf arasında yabancı dilde akdedilen sözleşmenin yeminli tercümesinin tahkim yargılaması esnasında dosyaya sunulmamış olmasını esasa etkili bir usuli eksiklik olarak değerlendirerek hakem kararını, diğer gerekçelere ek olarak bu gerekçe ile de kamu düzenine aykırılıktan iptal etmişti. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi ise, Bozma Kararı’nda BAM kararını ayrıntılı olarak değerlendirmiş ve sözleşmenin yeminli tercümesinin yapılmamış olmasını bir kamu düzeni ihlali olarak görmemişti. Yargıtay’ın Bozma Kararı’nda her ne kadar açıkça 805 sayılı Kanun’a atıf yapılmış olmasa da, Yargıtay’ın hakem kararını ayakta tutması, zımnen iki Türk taraf arasında yabancı dilde bir sözleşme akdedilmesini kamu düzenine aykırı görmediği şeklinde yorumlanabileceği sonucuna varılmıştı.

Yargıtay’ın Kesin Kararı Ne Diyor?

Bozma Kararı üzerine BAM Yargıtay’ın yorumları çerçevesinde yeniden değerlendirme yapmış ve 23 Ocak 2020 tarihli, 2019/23 E., 2020/2 K. sayılı kararıyla bozmaya uyulmasına karar vererek hakem kararını ayakta tutmuştur. Bu karar, davacı tarafından tekrar temyiz edilmiştir. Yapılan temyiz incelemesi neticesinde Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, davacının temyiz talebini reddetmiş ve kesin olarak hakem kararının kamu düzenine aykırılık teşkil etmediğine hükmetmiştir.

Yargıtay, Bozma Kararı’ndan farklı olarak verdiği son kararında, tahkim yargılamasına konu uyuşmazlıkta 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 2. maddesi gereğince yabancılık unsurunun bulunması nedeniyle 805 sayılı Kanun’a aykırılığın söz konusu olmadığını açıkça belirtmiştir:

“Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 15. maddesinde yer alan iptâl sebepleri ile sınırlı yapılan incelemede; dava şartları ve hukukun uygulanması bakımından da hükmün bozulmasını gerektirir bir neden bulunmamasına ve özellikle tahkim yargılamasına konu uyuşmazlıkta 4686 sayılı Kanun’un 2. maddesi gereğince yabancılık unsurunun bulunması nedeniyle 805 sayılı Yasa’ya aykırılığın söz konusu olmadığının anlaşılmasına göre […]”

Yargıtay, iki Türk taraf arasında imzalanan ve yabancılık unsuru barındıran sözleşmenin yabancı dilde akdedilmesinin 805 Sayılı Kanun’a aykırılık teşkil etmeyeceğine hükmetmiştir. Bizler de, bu konuyla ilgili daha önce yayımladığımız bültenimizde de belirttiğimiz üzere; Yargıtay’ın açıklığa kavuşturduğu bu hususun doğru ve 805 Sayılı Kanun’la ilgili uygulamada tarihsel olarak süregelen – ancak son zamanlarda bize göre hatalı şekilde tartışmaya açılan – yorumlarla uyumlu olduğunu düşünüyoruz.

Sonuç

Yargıtay, iki Türk taraf arasında imzalanan ve yabancılık unsuru barındıran tahkime tabi bir sözleşmenin yabancı dilde akdedilmesinin 805 Sayılı Kanun’a aykırılık teşkil etmeyeceğini açıkça belirterek, gerek tahkim dünyası gerekse hem Türk taraflar hem de yabancılarla akdedilen sözleşmeler bakımından önemli tartışmalara yol açan 805 sayılı Kanun’un uygulaması konusunda çok önemli bir karar vermiştir. Bu kararla Yargıtay, 805 sayılı Kanun’un uygulanması ile ilgili endişelere dair önemli tespitler yapmıştır.