Sermaye piyasalarının güvenilir, şeffaf, etkin, istikrarlı, adil ve rekabetçi bir ortamda işleyişi ve gelişmesi ile birlikte yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması, sermaye piyasalarının derinliğinin ve rekabet gücünün artırılması, sermaye piyasalarının tabana yayılması, bu piyasalara esneklik kazandırılması ve banka yoluyla finansmana alternatif sağlanması amaçlarıyla, 7222 Sayılı Bankacılık Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (“7222 Sayılı Kanun”) ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nda (“SerPK”)[1] birtakım değişiklikler yapılmıştır.

SerPK’nın yanı sıra 5411 sayılı Bankacılık Kanunu, 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu, 5464 Sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu gibi çeşitli kanunlarda da değişiklik yapan 7222 Sayılı Kanun 25 Şubat 2020 tarih ve 31050 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir[2].

  1. Önemli Nitelikteki İşlemler ve Ayrılma Hakkı

Şirketlerin mevzuat uyum maliyetlerinin azaltılması ve finansal yeniden yapılandırma süreçlerinin sadeleştirilmesi amaçlarıyla, halka açık ortaklıkların alabilecekleri önemli kararlara ilişkin madde 23 metninde değişikliğe gidilerek, önemli kararlara dair örneklemeler sadeleştirilmiş ve önemli nitelikteki işlemlerin tespitinde dikkate alınacak temel kriterler belirlenmiştir. Bu kapsamda yatırımcıların yatırım kararlarının değişmesine yol açacak ortaklığın yapısına ilişkin temel işlemlerin SerPK kapsamında önemli işlem sayılacağı düzenlenmiştir.

Değişiklik öncesinde ortaklıktan ayrılma halinde payların önemli nitelikteki işlemin kamuya açıklandığı tarihten önceki otuz gün içinde borsada oluşan ağırlıklı ortalama fiyatların ortalamasından satın alınması öngörülmekteydi. Ayrılma hakkının kullanılmasında karşılaştırmalı hukukta yaygın olarak benimsenen adil fiyat esasına geçilmesi amacıyla, halka açık ortaklığa, ayrılma hakkına konu önemli nitelikteki işlemin kamuya açıklandığı tarihte sahip olunan paylar bakımından pay sahibinin talebi üzerine adil bir bedel üzerinden satın alma yükümlülüğü getirilmiştir. İlaveten, önemli işlemlere ilişkin hususların görüşüleceği genel kurul toplantısı gündeminde, ortaklıktan ayrılma hakkının kullanılması durumunda payların ortaklık tarafından satın alınacağı bedelin belirtilmesi zorunluluğu kaldırılmıştır.

Adil bedelin hesaplanmasına, ayrılma hakkının kullanılmasına ve halka açık ortaklıklara ayrılma hakkının kullandırılması yükümlülüğünden muafiyet verilmesine ilişkin usul ve esasların Sermaye Piyasası Kurulu (“Kurul”) tarafından belirleneceği; bu kapsamda ortaklıkların niteliğine göre ayrılma hakkının kullanılmasına ilişkin farklı usul ve esaslar belirlenebileceği düzenlenmiştir.

Değişiklik öncesi SerPK’da halka açık ortaklıklarda yönetim kontrolünü sağlayan pay veya oy haklarının iktisabı halinde diğer ortakların paylarını satın almak üzere teklif yapılması zorunlu iken; 7222 Sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile, söz konusu iktisabın kamuya açıklandığı tarihte pay sahibi olan diğer ortakların pay alım teklifinde bulunma zorunluluğu düzenlenmiştir. Bankacılık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (“Kanun Teklifi”)[3] gerekçesinde değişiklik sebebi olarak, gerçekleşen devir tarihi ile pay alım teklifinde bulunma tarihi arasında pay sahibi olanların da bu imkandan yararlanabilmesinin, hakim ortağın kontrol priminin küçük yatırımcılar ile paylaşılması ilkesi ile bağdaşmaması gösterilmiştir.

  1. Teminat Yöneticisi ve Teminat Yönetim Sözleşmesi

Kanun Teklifi genel gerekçesinde, sermaye piyasalarına esneklik kazandırılması ve banka yoluyla finansmana alternatif sağlanması amacıyla, karşılaştırmalı hukukta geniş uygulama alanı bulan “Trust” kavramının Türk Sermaye Piyasasına kazandırılmasının amaçlandığı belirtilmiştir. Bu kapsamda SerPK’ya eklenen madde 31/B ile, teminat yöneticisi ve teminat yönetim sözleşmesi kavramları düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile, Kurulca belirlenecek sermaye piyasası araçlarının, bu araçlardan doğan yükümlülüklerin vadesinde yerine getirilmesini teminen Kurulun uygun göreceği varlıklarla teminat altına alınabileceği öngörülmüştür. [4]

Bu kapsamda ihraçtan önce yazılı olarak akdedilmesi öngörülen teminat yönetim sözleşmesi teminat yöneticisi yetkilendirilecek ve teminata konu varlıkların mülkiyeti teminaten genel saklama yetkisine sahip yatırım kuruluşu niteliğini haiz teminat yöneticisine devredilecek veya bu varlıklar üzerinde teminat yöneticisi lehine sınırlı ayni hak tesis edilecektir.

Yapılan düzenleme ile teminat yönetim sözleşmesine aykırılık hallerinde 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen güveni kötüye kullanma suçu kapsamında 5 yıldan az olmamak üzere ceza verilmesi, teminat yöneticisinin sorumluluğunu hafifleten ya da kaldıran anlaşmaların geçersiz olması gibi ağır yaptırımlar öngörülmüştür.

  1. Borçlanmaya Dayalı Kitle Fonlaması

Dünya uygulamalarında kitle fonlaması yöntemleri fon temin eden destekçilere vaat edilen unsurlar kapsamında sınıflandırılmaktadır. Bağış/yardım, ödül, borç verme ve sermaye modelleri olmak üzere temelde dört farklı finansman yöntemi bulunmaktadır. SerPK madde 35/A’da yapılan değişiklik ile Kurul’a kitle fonlama platformları üzerinden yürütülecek kitle fonlaması faaliyetlerinin; ortaklığa veya borçlanmaya dayalı olarak halktan para toplanması suretiyle yapılması konusunda belirleme yetkisi tanınmıştır. Dünya uygulamaları örnek alınmak suretiyle ülkemizde de benzeri şekilde kitle fonlama platformlarına ilişkin düzenlemelere esneklik getirilmesi amacıyla borçlanmaya dayalı kitle fonlaması için dayanak kanun maddesi yürürlüğe konmuştur.[5]

  1. Yatırım Fonları ile Konut ve Varlık Finansmanı Fonlarının Tüzel Kişiliği

Portföy geniş anlamıyla bir kişinin ya da kuruluşun sahip olduğu varlıkların tümünü ifade eder. Yatırım fonları halktan topladıkları paralar karşılığı, ortaklık payı, tahvil gibi sermaye piyasası araçlarından ve kıymetli madenlerden oluşan portföyleri yönetirler.[6]

Değişiklik öncesinde, yatırım fonlarının tapu tescil işlemleri ile sınırlı olarak tüzel kişiliğe sahip olduğu kabul edilmekte iken, 7222 Sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile yatırım fonlarının tüzel kişilik sahibi olduğu kabul edilen durumlar genişletilmiştir. Bu kapsamda yatırım fonları, tapu ve diğer resmî sicillerde gerçekleştirilecek her türlü sicil işlemleri ile ortağı olacağı limited ve anonim şirketlerin kuruluş, sermaye artırımı veya pay devri işlemleri dâhil her tür ticaret sicili işlemleri bakımından tüzel kişiliğe sahip kabul edilecektir. Benzer şekilde konut ve varlık finansmanı fonlarının da tapu, ticaret sicili ve diğer resmî sicillerde gerçekleştireceği her türlü sicil işlemleri bakımından tüzel kişiliğe sahip kabul edileceği de düzenlenmiştir.

  1. Proje Finansmanı Fonu

Yatırım kuruluşları tarafından kurulması öngörülen yeni bir fon olan proje finansmanı fonu düzenlenerek uzun vadeli ve yoğun sermaye isteyen altyapı, enerji, sanayi veya teknoloji yatırımları gibi projelerin gerçekleştirilmesi için finansman sağlanması hedeflenmiştir. Proje finansmanında finansman, ihraççıya değil projeye verilmek suretiyle yüklenicilerin riskinden bağımsız bir sonuç ortaya çıkması amaçlanmaktadır. [7]

Yatırım fonları ve konut ve varlık finansmanı fonlarının tüzel kişiliğine ilişkin olarak yapılan değişikliklere paralel olarak, proje finansmanı fonlarının da tapu, ticaret sicili ve diğer resmî sicillerde gerçekleştireceği her türlü sicil işlemleri bakımından tüzel kişiliğe sahip kabul edileceği düzenlenmiştir.

  1. Yatırım Kuruluşları ve Portföy Yönetim Şirketlerinin Yapabilecekleri Yan Hizmetler

Yatırım kuruluşları ve portföy yönetim şirketlerinin yapabilecekleri yan hizmetlerden olan “yatırım hizmetleri ve faaliyetleri ile sınırlı olarak” kredi ya da ödünç verilmesi ve döviz hizmetleri sunulması, SerPK madde 38’de yapılan değişiklik ile “proje finansmanı dâhil olmak üzere Kurulca belirlenecek hizmet ve faaliyetlerde, kambiyo düzenlemeleri saklı kalmak kaydıyla”, kredi ya da ödünç verilmesi ve döviz hizmetleri sunulması olarak düzenlenmiştir. Bu değişiklikle, özellikle aracı kurumlara proje finansmanı konusunda faaliyette bulunmaları ve kredi verebilmeleri ya da proje finansman fonları kurabilmeleri için imkân verilmesi amaçlanmıştır.

  1. Borçlanma Aracı Sahipleri Kurulu

SerPK’ya eklenen madde 31/A ile, ihraççıların tedavülde bulunan borçlanma araçlarının sahiplerinden oluşan borçlanma aracı sahipleri kurulu düzenlenerek her bir tertip ihraç için ayrı bir borçlanma araçları sahipleri kurulunun oluşturabileceği belirlenmiştir. Böylelikle, yatırımcıların değişen koşullara göre toplu bir şekilde hareket edebilmesine ve ihraççılar ile yatırımcıların borçlanma araçlarının hüküm ve şartlarının değişmesi yönünde mutabakata varabilmesine imkan sağlanmaktadır.[8]

  1. İzahnamede yer alan bilgi ve açıklamalarda aykırılık halinde uygulanacak tedbirler

SerPK madde 91’de yapılan değişiklik ile Kurul, izahnamede yer alan yatırımcıların yatırım kararını etkileyecek nitelikteki taahhüt ve açıklamalara aykırı davranılması veya taahhütlerin makul süre içerisinde yerine getirilmemesi ve Kurulun ilgili düzenlemelerine uygun olarak taahhüt ve açıklamalarda değişiklik yapılmamış olması hâllerinde, ilgililerden aykırılıkların giderilmesini istemeye, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz istemeye ya da öngöreceği diğer her türlü tedbiri almaya yetkili kılınmıştır. Ayrıca Kurul, ihraçtan elde edilen tutarın izahnameye aykırı olarak kullanılması sonucunu doğurduğu tespit edilen iş ve işlemlerin iptali ve elde edilen nakit ve diğer varlıkların izahnameyi yayımlayan ortaklığa veya kolektif yatırım kuruluşuna iadesi için ve izahnameye aykırı olarak gerçekleştirilen işlemin iptali için dava açmaya da yetkili kılınmıştır.

  1. Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı Hallerinde Verilecek Hapis Cezaları

SerPK’da 7222 Sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler ile, bilgi suistimali ve piyasa dolandırıcılığı hallerinde verilecek hapis cezalarının alt sınırı iki yıldan üç yıla çıkartılmıştır.

  1. İdari Para Cezaları

SerPK’ya aykırılık halinde tüzel kişilere verilecek idari para cezaları ile sermaye piyasası hükümleriyle ilgili olarak talep edilen bilgi, belge, açıklama ve kayıtları süresi içinde hiç veya istenen şekliyle vermeyen veya eksik, gerçeğe aykırı, yanıltıcı nitelikte veren kişilere ve Kurula gerçeğe aykırı veya yanıltıcı bilgi veren kişilere idari para cezası verilmesi öngörülmüştür.