Türkiye’nin uzun zamandır beklenen ve marka hukuku uygulamalarını önemli ölçüde değiştiren Sınai Mülkiyet Kanunu 10 Ocak 2017 tarihi itibariyle yürürlüğe girdi.

SMK daha önce ayrı ayrı KHK’lar ile düzenlenmiş olan marka, patent, endüstriyel tasarım ve coğrafi işaretler hakkındaki hükümleri bir bütün olarak düzenlemekte ve esasen mülkiyet haklarının KHK ile düzenlenmesinin yaratmış olduğu sıkıntıları ortadan kaldırmayı hedeflemektedir.

Kanun, getirmiş olduğu kökü değişikliklerin yanı sıra Türk Patent Enstitüsü’nün ismini Türk Patent ve Marka Kurumu (“Türk Patent”) olarak değiştirmiştir.

Başlıca değişiklikler aşağıdaki özetlenebilir.

İki aylık süreler:

Aksi belirtilmedikçe, SMK’daki tüm süreler 2 ay haline gelmiştir. Sonuç olarak, üç olan marka yayımına itiraz süreleri iki aya inmiştir.

Birlikte var olma ve centilmenlik anlaşmaları:

Marka başvurusunun aynı veya ayırt edilemeyecek olan önceki markanın varlığı nedeniyle re ’sen reddedilmesi halinde başvuru sahipleri artık redde mesnet marka sahibi ile arasında var olan birlikte var olma ve centilmenlik anlaşmasını sunarak ret kararının üstesinden gelebilecek.

Kullanmama savunması ve resen iptal:

Marka yayımına karşı yürütülen itiraz işlemleri kapsamında Türk Patent nezdinde itiraz dayanak olarak gösterilen markanın kullanılıp kullanılmadığı hususu da marka başvuru sahibinin talebi üzerine değerlendirilecek. İtiraz edenin itirazına dayanak gösterdiği markalarının en az beş yıldan beri tescilli olduğu benzerliğe dayalı itirazlarda Türk Patent artık (başvuru sahibinin talebi üzerine) başvuru tarihinde veya daha sonra yapılan başvurunun rüçhan tarihinden itibaren kullanımı için delil sunmasını isteme hakkına sahiptir. İtiraz eden kullanımını ispatlayamaz ise, itirazın kabul edilmeyeceği ya da kullanımın bazı mal ve hizmetlerin bakımından ispatlanması halinde itiraz bu mal ve hizmetler açısından incelenecektir.

Aynı şekilde, benzerliğe dayalı hükümsüzlük davalarında da davalılar – davacının dayanak markaları hakkında- davacıdan kullanımı ispatlamasını talep edebilecektir.

Bu davalarda kullanım iki yönde incelenecektir:

– Eğer davacının markası davalı markanın başvuru tarihi itibariyle beş yıldır tescilli ise, davacı başvuru tarihinden başlamak üzere geriye dönük olarak beş yıl içinde kullanımını ispatlamak zorundadır.

– Bir diğer yandan davalı markasının başvuru veya rüçhan tarihi itibariyle davacı markası beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca söz konusu başvuru ve rüçhan tarihi itibariyle kullanımını ispatlamak durumundadır.

Kullanılmama iddiaları, bu zamana kadar, İlk Derece Mahkemelerinin baktığı iptal davaları kapsamında yürütülüyordu. Ancak, artık Türk Patent kullanılmayan markalar hakkındaki iptal taleplerini incelemek ve tespit etmek için yetkili organ haline gelmiştir. Türk Patent, ayrıca jenerik ve yanıltıcı hale gelen markalarla ilgili iddiaları da dinleyecektir. Bu hususu düzenleyen madde kanunun yürürlüğe girmesinden yedi yıl sonra (10 Ocak 2024) yürürlüğe girecektir.

Tecavüz davalarında artık tescile dayalı kullanım savunması yapılamayacak:

Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Tazminat ve el koyma:

SMK, Sınai mülkiyet hakkı sahibinin, sebep olduğu zarardan dolayı kendisine tazminat ödeyen kişi tarafından, sınai mülkiyet hakkı sahibinin el koymaması nedeniyle piyasaya sürülmüş tecavüze konu ürünleri ticari amaçla elinde bulunduran kişilere karşı, tecavüz davası açamayacağını hüküm altına almıştır.

Uluslararası Tükenme:

Marka Hukukuna yönelik ihtilaflarda hali hazırda uygulanmakta olan uluslararası tükenme ilkesi, KHK’da açıkça adlandırılmamıştı. SMK uluslararası tükenme ilkesinin uygulanacağını açıkça belirtmiştir.

Sessiz Kalma Sebebiyle Hak Kaybı:

Bugüne kadar, sessizlik süresinin müddeti somut olay incelemesi bazında değerlendiriliyordu. SMK bu süreyi önceki hak sahibinin marka kullanımı hakkında bilgi sahibi olduğu (veya bilgi sahibi olmuş sayıldığı) andan itibaren başlamak üzere beş yıl olarak tanımlamaktadır. Beş yıl sona erdikten sonra, sonraki tarihli marka için kötü niyetle başvurulmuş olunmadığı sürece, hükümsüzlük davası açılamayacaktır.

İptal ve hükümsüzlük davası:

Eskiden, Kanun Hükmünde Kararnameler hem iptal hem de hükümsüzlük davaları için “hükümsüzlük davası” ifadesini kullanıyordu. Aynı şekilde adlandırılmalarına rağmen, gerçekte ileri ve geriye dönük olarak davaların farklı sonuçları bulunmaktaydı. SMK iptal ve hükümsüzlük davalarını birbirinden ayırarak, ilgili hükümlerini farklı maddelerde düzenlemiştir.

Karşılaştırılmalı reklamlar:

1 Ocak 2018’den itibaren, bir taraf rakibin aynı ihtiyaç veya amaçlarını karşılayan mal ve hizmetlerini kullanarak (Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’daki düzenlemeler ışığında) karşılaştırılmalı reklam yapabilecektir. SMK, marka sahiplerinin üçüncü kişileri, markalarını hukuki düzenlemelere uyum göstermeyen karşılaştırılmalı reklamlarda kullanmalarını engelleyebileceği hususunu düzenlemektedir.

Menfi Tespit Davaları:

Sınai mülkiyet hakları kapsamında menfi tespit davalarının önemli bir yeri bulunmaktadır. Kanunun düzenlemesine göre menfaati olan herkes, Türkiye’de giriştiği veya girişeceği ticari veya sınai faaliyetin ya da bu amaçla yapmış olduğu ciddi ve fiili girişimlerin sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil edip etmediği hususunda, hak sahibinden görüşlerini bildirmesini talep edebilir. Bu talebin tebliğinden itibaren bir ay içinde cevap verilmemesi veya verilen cevabın menfaat sahibi tarafından kabul edilmemesi hâlinde, menfaat sahibi, hak sahibine karşı fiillerinin tecavüz teşkil etmediğine karar verilmesi talebiyle dava açabilir. KHK düzenlemelerinde bildirim yapılmış olması hususu dava şartı olup olmadığı tam olarak net değildi, yeni kanun düzenlemesinde bildirimin yapılmış olmasının, açılacak davada bakımından dava şartı olarak aranmayacağı açıkça hükme bağlanmıştır.

Yürürlük tarihi:

SMK 10 Ocak 2017 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir. Bu tarihten önce yapılan marka başvuruları KHK’daki hükümler doğrultusunda sonuca bağlanacaktır.

* * *

Sonuç olarak, Türk fikri mülkiyet hukukunda var olan sorunlar göz önünde bulundurulduğunda, değişiklikler oldukça umut vaat etmektedir.