Türkiye, Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (“SMK”) yürürlüğü girişiyle birlikte, fikri ve sınai mülkiyet hakları bakımından yeni dönemin eşiğinde bulunmakta olup, bunun doğal sonucu olarak da çokça tartışılan patent hukuku uygulaması da önemli değişikliklerle yüz yüzedir. Meclisin onayından geçmiş SMK Resmi Gazete’de 10 Ocak 2017 tarihinde yayınlanmış olup, çoğu hükmü de bu tarih itibarıyla yürürlüğe girmiştir.

SMK Türkiye’de fikir ve sınai haklara ilişkin düzenlemeleri bir araya bir kanun altında toplaması ve bu sebeple de son yıllarda fikri ve sınai hakların karşılığını kanunda değil, kanun hükmünde kararnamelerde bulmasından doğan sorunlardan dolayı büyük bir heyecanla beklenmekteydi. Bilindiği üzere, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na göre, mülkiyet hakkı da dahil olmak üzere, temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile siyasî haklar ve ödevler kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemez. Söz konusu düzenlemeye dayanarak Anayasa Mahkemesi son yıllarda patent, marka ve endüstriyel tasarımlara ilişkin kanun hükmünde kararnamelerin bazı maddelerini iptal etmiş olup, bu şekilde maddelerin iptal edilmesi Türkiye’de fikri ve sınai haklara ilişkin hukuki çerçevesinin daralmasına ve zayıflamasına sebebiyet vermiştir.

SMK ile getirilen patent haklarına ilişkin önemli değişiklikler aşağıdaki başlıklarda toplanmaktadır:

Patent Verilmesinden Sonra Yapılacak İtirazlar:

SMK ile birlikte ön görülen yeni “tescil kararı sonrası itiraz” sistemine göre, üçüncü kişiler patentin verilmesi kararının Bültende yayımlanmasından itibaren altı ay içinde itiraz edebileceklerdir. Söz konusu itiraz ise;

– Patentin patent verilebilirlik şartlarını taşımadığı,

– Buluşun yeterince açıklanmadığı,

– Patent konusunun, başvurunun ilk hâlinin kapsamını aştığı sebeplerine dayanabilecektir.

Türk Patent ve Marka Kurumu’nun (“Türk Patent”) söz konusu itirazı patent sahibine bildirim tarihinden itibaren üç ay içinde, patent sahibi itiraza karşı görüşlerini sunabilir veya patentte değişiklikler yapabilir.

Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (“Kurul”) itirazı inceleyecek ve patentin SMK’ya uygun olduğuna karar vermesi halinde, itirazı reddedecektir. Kurul, patentin veya değiştirilmiş hâlinin SMK’ya kısmen uygun olduğu görüşündeyse patentin bu kısım itibarıyla devamına karar vererek patent sahibinden bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde gerekli değişiklikleri yapmasını isteyecektir. Söz konusu değişikliğin yapılmaması veya yapılan değişikliğin kabul edilmemesi hâlinde patentin hükümsüzlüğüne karar verilecektir.

Yüksek Öğretim Kurumlarında Gerçekleştirilen Buluşlar:

SMK’ya göre, yüksek öğretim kurumlarında gerçekleştirilen buluşlar (öğrenciler tarafından yapılanlar da dahil olmak üzere), hizmet buluşu sayılacak ve üniversite buluş üzerinde hak iddia edebilecektir. 551 Sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye (“Patent KHK”) göre, Üniversitelere bağlı fakülte ve yüksekokullarda bilimsel çalışma yapmakta olan öğretim elemanlarının yaptığı buluşlar, serbest buluş sayılmaktaydı. Bu sebeple de başvuru hakkının sahibi üniversite değil, doğrudan buluş sahibi olmaktaydı.

SMK’da bu değişikliklerle birlikte, yükseköğretim kurumlarında yapılan bilimsel çalışmalar veya araştırmalar sonucunda bir buluş gerçekleştiğinde buluşu yapan, buluşunu yazılı olarak ve geciktirmeksizin yükseköğretim kurumuna bildirmekle yükümlüdür. Yükseköğretim kurumu, buluş üzerinde hak sahipliği talebinde bulunmazsa buluş serbest buluş sayılacak olup, yükseköğretim kurumunun bu yönde bir talebi bulunması durumunda, patent başvurusu yapmakla yükümlüdür. Bildirim üzerine, yükseköğretim kurumunun patent başvurusu yapmaması halinde, buluş sahibi buluşu kendi adına tescil ettirmek için başvuruda bulunma imkânını elde edecektir.

Zorunlu Lisans Verilme Şartlarının Genişletilmesi:

Patent KHK’ya göre, zorunlu lisans aşağıdaki şartlar altında verilmekteydi:

– Patent konusu buluşun kullanılmaması

– Patent konularının bağımlılığının söz konusu olması

– Kamu yararının söz konusu olması.

SMK bu zorunlu lisans şartlarını tutmakla birlikte, aşağıdaki şartların bulunması halinde de zorunlu lisans verilmesini mümkün kılmıştır:

– TRIPS sözleşmesi uyarınca başka ülkelerdeki kamu sağlığı sorunları sebebiyle eczacılık ürünlerinin ihracatının söz konusu olması

– Islahçının, önceki bir patente tecavüz etmeden yeni bir bitki çeşidi geliştirememesi

– Patent sahibinin, patent kullanılırken rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı faaliyetlerde bulunması

Patent KHK’da öngörülen sisteme göre, zorunlu lisans verilmesi için talepte bulunmak isteyen kişi, önce, aynı patent için sözleşmeye dayalı lisans verilmesi amacıyla Türk Patent’ten arabuluculuk etmesini isteyebilmekteydi. Ancak, SMK zorunlu lisanstan doğan ihtilafları Türk Patent’in arabuluculuğuna başvurmadan doğrudan ilk derece mahkemelerine göndermektedir.

İncelemesiz Patentlere Yer Verilmemesi:

SMK’ya göre araştırma raporunun tebliğinden itibaren 3 ay içerisinde inceleme raporu talep edilmesi zorunlu olup, aksi takdirde başvuru geri çekilmiş sayılır. Dolayısıyla, SMK ile birlikte incelemesiz patentlere veda edilmektedir.

Patent KHK’ya göre, başvuru sahipleri araştırma raporu sonrasında inceleme raporu talep etmeden doğrudan tescil işlemlerine devam edebilmekteydi. Bu şekilde verilen incelemesiz patentler ise, inceleme ile verilmiş patentlerin koruma süresinden (20 yıl), daha kısa bir koruma süresine sahip olmaktaydı (7 yıl).

Patentlenemeyecek Biyoteknolojik Buluşlar:

SMK patentlenemeyen buluşların kapsamını genişletmektedir. Şöyle ki; mikrobiyolojik işlemler veya bu işlemler sonucu elde edilen ürünler hariç olmak üzere bitki çeşitleri veya hayvan ırkları ile bitki veya hayvan üretimine yönelik esas olarak biyolojik işlemler patentlenebilirliğin dışında kalmaktadır.

Aşağıda belirtilen buluşlar da kısmen Patent KHK’da yer almakla birlikte, ayrıntılı şekilde SMK’ya eklenmiştir:

– İnsan klonlama işlemleri

– İnsan eşey hattının genetik kimliğini değiştirme işlemleri

– İnsan embriyosunun sınai ya da ticari amaçlarla kullanılması

– İnsan ya da hayvanlara önemli bir tıbbi fayda sağlamaksızın hayvanlara acı çektirebilecek genetik kimlik değiştirme işlemleri ve bu işlemler sonucu elde edilen hayvanlar

– Oluşumunun ve gelişiminin çeşitli aşamalarında insan bedeni ve bir gen dizisi veya kısmi gen dizisi de dâhil olmak üzere insan bedeninin öğelerinden birinin sadece keşfi

Ancak, SMK’nın halen “biyoteknolojik buluşlar” şeklinde EPC’nin 52. Maddesi ve EPC’nin uygulanmasına ilişkin Yönetmelik’in 27 ve 29 no.lu kurallarında yer verildiği şekilde bir tanıma yer vermediği ve bu konuyu halen açık bıraktığının altını çizmek gerekmektedir.

İkinci veya Daha Sonraki Tıbbi Kullanım Patentleri:

EPC 2000’in 5. Ve 54/4 no.lu maddelerine karşılık gelen ikincil ve daha sonraki tıbbi kullanım patentlerinin tesciline açık şekilde izin veren bir istisna hükmü SMK’da yer almamaktadır. Bu sebeple, Türk Hukuku halen ikincil veya daha sonraki kullanım patentlerine ne açık şekilde izin vermekte ne de bu tip buluşların patentlenmesini engellemektedir.

Yıllık Ücretlerin Ödenmemesi Nedeniyle Düşen Patentlerin Yeniden Varlık Kazanması:

SMK’ya göre, yıllık ücretlerin belirtilen sürede (cezalı ödeme süresi de dahil olmak üzere) ödenmemesi sebebiyle sona eren patent hakkı, sona erdiğine ilişkin durumun yayınlanmasından itibaren iki ay içerisinde telafi ücretinin ödenmesi hâlinde, ücretin ödendiği tarih itibarıyla yeniden geçerlilik kazanır.

Patent Tecavüzünde Cezai Hükümlerin Bulunmaması:

Bilindiği üzere, Patent KHK ilk yürürlüğe girdiğinde, patent hakkı sahipleri tecavüz halinde cezai yollara başvurabilmekteydi. Ancak, daha sonra Anayasa Mahkemesi söz konusu KHK hükümlerini iptal etmişti ve uzun süredir ceza hükümleri uygulanamamaktaydı.

Maalesef, SMK, marka hakkı bakımından cezai hükümleri düzenlemekteyse de, devam eden pratiği patent hakları bakımından değiştirmedi. Bu kapsamda, patent hakkının tecavüze uğradığını düşünen hak sahipleri cezai yollara başvuramayacaklardır.

Tecavüzün Mevcut Olmadığına İlişkin Davalar:

İlk derece mahkemelerinden alınan ve tecavüzün var olmadığını tespit eden kararlar fikri ve sınai mülkiyet haklarının korumasında kilit önlem ve savunma mekanizmalarından biridir. Söz konusu prosedür başlatılmadan önce, talepte bulunan taraf ciddi ve fiili girişimlerin sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil edip etmediği hususunda, hak sahibine görüşlerini bildirmesi için ihtarname göndermekteydi. Ancak Patent KHK’nın lafzı bu adımın dava açılması için zorunlu bir ön şart olup olmadığı konusunda net değildi. SMK ise, bu belirsizliği netleştirmekte olup, buna göre menfi tespit davaları açılırken, hak sahibine yapılacak bu bildirim zorunlu değildir.

* * *

Yeni SMK Patent KHK’da yer alan pek çok hükmü bütünleştirdiğinden, Patent KHK’da yer alan pek çok hükmü değiştirmiştir. SMK da artık yürürlüğe girdiğine göre, bundan sonra Türk Patent’in ve ilk derece mahkemelerinin yeni maddeleri ne şekilde uygulayacağı ve ikincil tıbbi kullanımlar ve biyoteknolojik buluşlar gibi müphem bırakılan hususlara ne şekilde yaklaşacakları yakın zamanda belli olacaktır.