Ticari amaçla tanzim edilen satış sözleşmelerinin (“Satış Sözleşmesi”) ifa sürecinde sık karşılaşılan sorunlardan biri, satıcı tarafından ayıplı ürün teslim edilmesidir. Burada, alıcının hak ve yükümlülüklerin bilincinde olması, satın alınan ürünlerin teslim alınması ve incelenmesine ilişkin şirket politikası oluşturulması ile Satış Sözleşmesi’nin ayrıntılı ve uygulanabilir şekilde kaleme alınması tavsiye edilmektedir.

İşbu makalede, ticari amaçla akdedilen Satış Sözleşmeleri’ne istinaden tacirlerin hak ve yükümlülüklerine yer verilmiş olup tüketicilerin 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve sair mevzuat hükümlerinden kaynaklanan haklarından bahsedilmemektedir.

Satış Sözleşmesi’nde ayıplı ürün teslimatı aşağıdaki başlıklar altında değerlendirilmiştir:

  • Ayıp ve Satıcının Sorumluluğu
  • Alıcının İhbar Yükümlülüğü
  • Alıcının Seçimlik Hakları

1.Ayıp ve Satıcının Sorumluluğu

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) 219. maddesi uyarınca, ürünün maddi, hukuki ya da ekonomik yönden; (i) satıcı tarafından bildirilen nitelikleri havi olmaması, (ii) nitelik veya niteliğini etkileyen niceliğine aykırı olması ve/veya (iii) kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının üründen beklediği faydaları bulundurmaması halinde satıcının ayıplı üründen sorumluluğu gündeme gelmektedir.

Bu itibarla, satış konusu ürünün nicelik ve niteliğine dair özelliklerinin Satış Sözleşmesi’nde, şüpheye mahal vermeyecek şekilde, kararlaştırılmış olması ayıbın tespiti açısından kolaylık sağlamaktadır. Zira, ürünün özelliklerinin belirsiz veya çelişkili olması durumunda satıcı tarafından ürünün Satış Sözleşmesi’ne uygun şekilde teslim edildiği iddiası ileri sürülebilecektir.

Satış Sözleşmesi’nde satıcının ayıplı teslimden sorumluluğu sınırlandırılabileceğinden, alıcının bu çerçevede ilgili hükümleri göz önünde bulundurması tavsiye edilmektedir. Ne var ki, alıcının ağır kusuruna binanen sorumluluğunun daraltıldığı hükümler geçersizdir.

2. Alıcının İhbar Yükümlülüğü

Satıcının ayıplı ürün tesliminden sorumlu olduğu durumlarda en büyük yanılgı, alıcının bu minvalde herhangi bir yükümlülüğünün bulunmadığı kanaatidir. Halbuki, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”), ürün tesliminde alıcıya belirli süreler dahilinde ürünü inceleme yükümlülüğü tesis etmiş olup bu süreler içinde ayıplı olduğu tespit edilen ürüne ilişkin ihbarda bulunulmaması, alıcının ayıba karşı yasal haklarını kullanamamasına ve ürünü ayıplı haliyle kabul etmiş sayılmasına sebebiyet verecektir.

Nitekim, TTK’nın 23. maddesinin son fıkrası uyarınca, alıcı, ürünün ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 (iki) gün içinde satıcıya bildirmelidir. Ayıp açıkça belli değilse; (i) alıcının, ürün teslim alındıktan sonra 8 (sekiz) gün içinde ürünü incelemesi veya incelettirmesi ve (ii) bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğunun ortaya çıkması halinde durumu bu süre içinde satıcıya ihbar etmesi gerekmektedir. Alıcı, belirtilen süreler içinde ayıplı ürüne ilişkin bildirimde bulunmadı ise satılanı kabul etmiş sayılacaktır.

Bununla birlikte, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıbın (gizli ayıp) bulunduğu sonradan anlaşılırsa, alıcı ayıbı DERHAL satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Aksi takdirde, ürün yine ayıbıyla kabul edilmiş sayılacaktır.

Bu bağlamda, Satış Sözleşmesi’nde ilgili düzenlemelerin hüküm altına alınması ve/veya ürün teslimine ilişkin şirket politikasının yetkili personele aktarılmış olması gerekmektedir. Başka bir deyişle, yukarıda bahsi geçen sürelerin kaçırılmaması adına, ürünlerin süresinde incelenmesi önem arz etmektedir.

Ek olarak, alıcı tarafından ayıplı ürüne istinaden satıcıya gönderilecek ihbarın; noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta marifetiyle yapılması önerilmektedir.

3. Alıcının Seçimlik Hakları

Alıcının ayıba ilişkin ihbar yükümlülüklerini yasal süre içinde yerine getirmesi halinde; (i) sözleşmeden dönme, (ii) ayıp oranında bedel indirimi, (iii) ücretsiz onarım veya (iv) ayıpsız misli ile değişim talep edebilecektir. Alıcının ayıplı ürün teslimi nedeniyle zarara uğraması halinde bu husus da ileri sürülebilecektir. Ancak, uğranılan zararın hesaplanma süreci uzun sürebileceğinden, Satış Sözleşmesi’nde ürünün ayıpsız teslimatının cezai şart, teminatın paraya çevrilmesi gibi yaptırımlarla desteklenmesi alıcının lehine olacaktır.

4. Sonuç

Satış Sözleşmesi tanzim edilirken; satış konusu ürüne ilişkin özellikler, satıcının sorumluluğu ve teslim prosedürü gibi kritik şartlar dikkate alınmalıdır. Bununla birlikte, alıcı tarafından ürün inceleme yükümlülüğünün ihmal ve ihlal edilmemesi adına, teslim edilen ürünün inceleme sürecine ilişkin şirket politikası oluşturulması, ilgili personellerin bu çerçevede eğitilmesi ve Satış Sözleşmesi’nin aynı paralelde düzenlenmesi tavsiye edilmektedir.

Aksi takdirde, alıcının haklıyken haksız duruma düşmesi; ayıplı teslim edildiği halde ürünleri kabul etmek zorunda kalması ve/veya satıcıya herhangi bir sorumluluk isnat edilememesi söz konusu olabilecektir.