Anayasa Mahkemesi (“AYM”), 6 Eylül 2022 tarihli ve 31945 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2021/20 Esas, 2022/84 Karar sayılı kararı ile, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun (“Kanun”) parselasyon planlarına karşı 5 yıllık dava açma süresi öngören hükmünün iptalini talep eden başvuruyu reddetti.

20 Şubat 2020 tarihli ve 31045 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında 7221 sayılı Kanun (“Torba Kanun”) ile, İmar Kanunu’nda çeşitli değişiklikler yapılmıştı.

Bu kapsamda, İmar Kanunu’nun “Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması”na ilişkin 8. Maddesinin (b) bendine aşağıdaki paragraf eklenmişti:

“Kesinleşen imar planları veya parselasyon planlarına karşı kesinleşme tarihinden itibaren her halde beş yıl içinde dava açılabilir.”

Bursa 2. İdare Mahkemesi, parselasyon uygulamasının iptali talebiyle önüne gelen bir davada, İmar Kanunu’nun 8. maddesine Torba Kanun ile eklenen 5 yıllık sürenin Anayasa’ya aykırı olduğuna hükmederek iptali için AYM’ye başvurdu.

AYM ise, aşağıdaki gerekçelerle başvuruyu reddederek itiraz konusu kuralı Anayasa’ya uygun buldu:

• Kesinleşen parselasyon planlarına karşı kesinleşme tarihinden itibaren beş yıl içinde dava açabileceğini öngörmek suretiyle, mahkemeye erişim hakkı yönünden bir sınırlama getirildiği açıktır.

• Ancak, parselasyon planları İmar Kanunu uyarınca kesinleşmeden önce bir aylık askı süresinde kamuya duyurulmaktadır. 

• Parselasyon birçok arazi sahibini ilgilendirmektedir. Dolayısıyla parselasyon planlarının parsel maliklerine tek tek tebligat yapılmak suretiyle duyurulması ve dava ama süresinin bu şekilde başlaması şart değildir. Bununla birlikte, parselasyon planları, mülkten yoksun bırakma sonucuna da yol açmamaktadır. 

• Bu durumda, parselasyon planına karşı açılacak davalar için öngörülen sürenin, mülkiyete ilişkin belirsizlikleri sona erdirme ve idari işlemlerin istikrarının sağlanması amacı taşıdığı açıktır.

• Hal böyleyken, parselasyon planlarına karşı beş yıllık dava açma süresinin kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanabilmeleri açısından kısa ve yetersiz olduğu ileri sürülemez.

AYM kararına buradan ulaşabilirsiniz