Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (“BTK”) e-SIM teknolojilerine dair birisi 2018’in başında, diğeri de Şubat 2019’da olmak üzere iki tane karar yayınladı. Birinci karar e-Call hizmetlerine yönelik iken ikinci karar genel olarak e-SIM teknolojilerinin lokalizasyonunu şart koşup, tüm ilgililere 29.02.2020’ye kadar uyum için süre getirdi. İki karar da büyük etki doğursa da, özellikle e-Call hizmetlerinin sunulmasının zorunlu olduğu araçlar açısından SIM kartların lokalizasyonunu gerektiren ilk karar sonrasında Türkiye otomotiv sektörünün derinden etkilendiğini söylemek mümkün. Ayrıca bu karar Türkiye’ye ithal edilecek olan yeni model araçların satışa sunulmasında da büyük problemlere yol açmış ve sektörel bir problem doğurmuştur. İlk karar özellikle e-Call kapsamında kalarak M2M (Machine to machine iletişim) teknolojilerini kapsam dışı bıraksa da e-SIM teknolojileri kullanan her türlü M2M hizmetine dair verilerin Türkiye’de depolanmasını ve SIM kartların yerlileştirilmesini öngören ikinci karar, M2M iletişimi hizmetlerini kullanan ilgililer açısından da beklenmeyen sonuçlar yarattı. BTK’nın bu son kararı değerlendirildiğinde, kararda açıkça belirtilmemiş olsa da, belirlenen tarihin ardından karara uyumluluk sağlamayan cihazların bağlantısının kesilebileceğine zımnen işaret edilmektedir ancak bu konuda daha detaylı değerlendirme ya da kılavuz çıkarılması beklenmektedir.

Genel Olarak e-SIM düzenlemeleri ve e-Call

Yukarıda bahsedilen ilk kararın, en çok otomotiv sektörünü ilgilendirdiğini belirtmiştik. BTK’nın 2018/DK-YED/27 numaralı bu kararında, “araçlarda eCall ile birlikte katma değerli hizmet sunumuna imkan sağlayan haberleşme sistemlerinde; SIM kart, eSIM kart veya SIM kart özelliğini taşıyan bir modül vb. kullanılması halinde, bu kartların ülkemizde mobil elektronik haberleşme hizmeti sunmak üzere yetkilendirilmiş işletmecilerden temin edilmesi”gerektiği belirtilmiştir. Özellikle, 31.03.2018 tarihinde yürürlüğe giren 112 Acil Servisi Tabanlı Araç İçi Acil Çağrı Sisteminin Yerleştirilmesi ile İlgili Tip Onayı Yönetmeliği’nin (“Yönetmelik”), yönetmeliğin kapsamına giren tip onayı alacak tüm araçların e-Call hizmetleri sunmasını zorunlu tutması yükümlülüğü ile birleşen bu karar, otomotiv sektöründe problemleri beraberinde getirmiştir. Sonuç itibariyle karardan, Türkiye pazarında satılacak yeni araçların, Türk mobil operatörlerinden temin edilmiş yerli SIM kartlar kullanacak şekilde üretilmiş olması gerektiği ve bu iletişim faaliyetiyle alakalı verilerin Türkiye’de depolanmasını temin etmesi gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır. Son gelişmeler gözlemlendiğinde, bu yönetmeliğin kapsamına girmeyen eski araçlar için e-Call hizmetlerine son verilen örnekler de görüşmüştür. Fakat bazı yeni araçların BTK tarafından verilen kararlara uyumlu olarak (yerel SIM ile) üretilmemiş olması ya da bu konuda gerekli değişikliklerin yapılamaması sebebiyle Türkiye’ye ithalatında gecikmeler yaşandığı görülmektedir.

Genel Olarak M2M Teknolojileri

BTK’nın M2M teknolojilerine dair bakış açısının, çözülmesi zor bir hal aldığını söylemek mümkün. Özellikle yukarıda bahsedilen kararlardan ikincisi (ilk kararın kapsamında “mevzuatta tanımlanan makineler arası iletişim cihaz ve aboneliği bulunmadığı” açıkça belirtilmiş olsa da), e-SIM teknolojileri açısından M2M iletişim teknolojileri ile diğer iletişim teknolojileri arasında bir ayrım gözetmemiştir. Konuyla alakalı global eğilim M2M iletişim teknolojilerinin, insanlar arası iletişimle aynı kapsamda değerlendirilmediği yönünde olsa da, BTK’nın kararı çerçevesinde M2M teknolojileri bu kapsamda değerlendirildiği anlaşılmaktadır. Zira BTK’nın 2019/DK-TED/053 sayılı bu kararında, M2M iletişimi hizmetlerine dair bir ayrım yapılmadan, Türkiye’de kullanılan (Türkiye’de kullanılmak üzere imal edilen, yolcu beraberinde getirilen ya da ithalat yolu ile piyasaya arz edilen) cihazlardaki Uzaktan Programlanabilir SIM teknolojileri kapsamındaki modüllerin sadece ülkemizdeki mobil işletmeciler tarafından kontrol edilebilecek şekilde programlanabilir olması gerektiği ve sadece ülkemizdeki mobil işletmeci profillerinin yüklenebilmesine (yabancı şirketlere ait SIM profillerinin ise ancak yurtdışı çıkışlarında gümrük hattı dışında yüklenebilmesine) izin verildiği ifade edilmiştir ve bunun yanında “eSIM platformu ile ilgili öngörülen diğer ekipman ve yazılımlar da dahil tüm yapı, sistem ve depolama birimlerinin, ülkemizde yetkilendirilen işletmeci tarafından veya tüm sorumluluk işletmeciye ait olmak üzere işletmecilerin belirleyeceği üçüncü kişiler tarafından ülkemiz sınırları içerisinde tesis edilmesi” gerektiği ve “ilgili dokümantasyon ve süreçlerin tamamlanarak sistemlerin 29.02.2020 tarihine kadar Kurumca belirlenecek yerde kurulması” gerektiği belirtilmiştir. E-SIM teknolojileri içeren cihazların bu karardan çok daha önce kullanıma dönemlerinin hukuki yükümlülüklerine uygun olarak sunulmuş olduğu ve bu cihazların sayısı da göz önüne alındığında, karara dair bir rehber veya açıklama yapılmasının piyasalar için önemli olduğunu düşünmekteyiz.

Konuyla alakalı olarak AB’de dolaşım hizmetlerine dair regülasyonları yenileyen ve değiştiren “Roam Like at Home” regülasyonunun etkilerini inceleyen rapor, AB’nin konuya bakışını ortaya koymaktadır. Raporun bir bölümünde, AB pazarında faaliyet gösteren mobil operatörlerin, ulusal servis sistemlerinin sadece yerli SIM kartları kaldıracak düzeyde olması sebebiyle, M2M iletişimleri kapsamında yabancı SIM kart sayısındaki artışın ilgili sunucularda problemlere yol açabileceğini belirttikleri görülmüştür. Buna rağmen, raporda, söz konusu olası problemlerin gerçekleşme ihtimalinin olmadığı, zira M2M iletişimlerinin çok düşük seviyede veri tüketimi yaptığı dolayısıyla böyle bir veri trafiğinin çok olası olmadığı belirtilmiştir. Ayrıca ilgili rapor, M2M iletişimin çağımızın öncü teknolojilerinden olarak desteklenmesi ve geliştirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Sonuç olarak, AB’de M2M teknolojilerinin yaygınlaşması ve bu yolda uluslararası dolaşımın da sınırlandırılmaması yönünde bir eğilim vardır.

Sonuç olarak, BTK’nın bu kararıyla Türkiye’de e-SIM teknolojisiyle kullanılacak cihazların uluslararası dolaşım kapsamında yabancı işletmeciler üzerinden değil, Türkiye’de yetkilendirilmiş işletmecilerden sağlanmış olması gerektiği netlik kazanıyor. Bu sınırlamanın etkilerini e-SIM içeren tüm teknolojilerde göreceğiz gibi görünüyor, hem e-Call hizmetlerinde hem de M2M teknolojileri için, Türkiye’de kullanılmak üzere imal edilen, yolcu beraberinde getirilen ya da ithalat yolu ile piyasaya arz edilen cihazlardaki Uzaktan Programlanabilir SIM teknolojileri kapsamındaki modüllerin sadece ülkemizdeki mobil işletmeciler tarafından kontrol edilebilecek şekilde programlanabilir olması gerektiği ve sadece ülkemizdeki mobil işletmeci profillerinin yüklenebilmesine izin verilmesi yönündeki BTK kararlarına nasıl uyum sağlanacağı, halihazırda pazarda olan cihazların istisnai bir düzenlemeye tabi olup olmayacağı gibi sorular geçerliliğini korumaktadır.