Suriye-Türkiye sınırında sürmekte olan çatışmalar ve Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde gerçekleştirdiği askeri operasyon nedeniyle Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump tarafından 14 Ekim 2019 tarihinde yayımlanan kararname ile, ABD Hazine Bakanlığı’nın Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi’ne (OFAC) Türkiye Milli Savunma Bakanlığı, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya yaptırım uygulama yetkisi verilmiştir. Ancak, 17 Ekim 2019 tarihinde Türkiye ve ABD temsilcileri arasında düzenlenen toplantı sonucu beş gün süreli geçici bir “ateşkes” ilan edilmesine, bu ateşkesin kalıcı hale gelmesinden sonra ise ABD’nin yaptırım uygulanmasına dair kararnameyi kaldırmasına karar verilmiştir.

Her ne kadar OFAC kararnamedeki yaptırımları bahsi geçen Bakanlıklar ile sınırlamış olsa da, OFAC’e kararnamenin 1. Maddesinde listelenen kriterler kapsamında güvenlik riski teşkil ettiğini düşündüğü ilave kişi, devlet kurumu ve şirketleri anında listeye eklemek konusunda geniş yetkiler sağlanmaktadır. Söz konusu 1. Maddede, ABD hükümetine:

  • Türkiye Cumhuriyeti’nin mevcut ve geçmiş devlet görevlilerini;
  • Türkiye Cumhuriyeti’nin birimlerini, temsilcilerini ve organlarını;
  • Türk ekonomisinin Hazine Bakanlığı tarafından belirlenecek sektörlerinde faaliyet göstermekte olan gerçek ve tüzel kişilerini;
  • Engellenmiş kişilere yardım veya destekte bulunmuş gerçek ve tüzel kişileri; ve
  • Engellenmiş kişilerin sahibi olduğu, bu kişiler tarafından kontrol edilen ya da bu kişiler adına hareket eden tüzel kişileri

listeye eklemek konusunda yetki verilmekteydi.

Kararnamenin 2. maddesi, ABD Hükümetine:

  • Suriye’nin kuzey bölgesinde bir ateşkesin engellenmesi, bozulması veya önlenmesi; 
  • Mültecilerin gönüllü olarak Suriye’deki ikamet yerlerine dönmelerinin caydırılması veya engellenmesi; 
  • Kişilerin ve mültecilerin zor kullanılarak Suriye’ye geri gönderilmesi; ya da 
  • Suriye’deki çatışmanın siyasal olarak çözümlenmesini destekleyen gayretlerin engellenmesi, bozulması veya önlenmesi 

konularında faaliyetlerde bulunan ya da bu faaliyetleri finanse eden kişilere “alakart” yaptırımlar uygulanması yetkisini vermişti. 

Bu yaptırımlar, engellenmiş gerçek ve tüzel kişilerin, 12 aylık süre içerisinde 10 milyon ABD Doları’nı aşan borç ve kredi ilişkisi yaratması ve işlemler gerçekleştirmesinin, bankalar arasında kredi ve ödeme gerçekleştirmesinin, mal ithal etmesinin ve hizmet sunmasının yasaklanması gibi tedbirler içermekteydi. Amerika Birleşik Devletleri’nde yer alan gerçek ve tüzel kişilerle yapılan işlemler, Birleşik Devletler dışında yer alan ABD vatandaşları ve ABD tüzel kişileri, ve ABD Doları cinsinde gerçekleştirilmiş ve ABD finansal sistemiyle ilintili işlemler potansiyel olarak yasaklar kapsamının içinde yer almaktaydı. Kararname ayrıca, ABD Hükümeti tarafından engellenmiş gerçek ve tüzel kişiler adına veya hesabına bilinçli olarak önemli işlemler gerçekleştiren veya gerçekleştirilmesine olanak sağlayan yabancı uluslararası finans kuruluşlarına da, muhabir ve aktarmalı muhabir hesapların sınırlandırılması da dahil olmak üzere ikincil yaptırımlar getirmekteydi.[1]

Kararnamenin uygulamasına, (1) Amerika Birleşik Devletleri hükümeti ve çalışanlarının resmi işlerine izin verilmesi; (2) Engellenmiş kişilerle yapılan işlem, sözleşme ve diğer anlaşmaları sonlandırmak için 13 Kasım 2019’da sona erecek 30 günlük mühlet verilmesi, ve (3) Birleşmiş Milletler ve ilgili kuruluşlarının resmi aktivitelerine izin verilmesi olmak üzere üç istisna getirilmişti. Esasen, bu istisnalar Birleşik Devletler ve Birleşmiş Milletler görevlilerine, engellenmiş kişiler ile yaptıkları ve normalde kararnamenin 1., 2. ve 3. maddeleri kapsamında sınırlandırılacak olan resmi devlet işlemlerini sürdürme iznini vermekte, ve 2 numaralı istisna bu yaptırımlardan etkilenecek şirketlerin sözleşmelerini sonlandırmaları ve ticari faaliyetlerini durdurmaları için kendilerine 30 günlük süre tanımaktaydı.

Her ne kadar ABD Başkanı Trump’ın yayınladığı kararnamenin yürürlükten kaldırılması olasılığı ortaya çıkmış olsa da, ABD parlamentosunun alt kanadı olan Temsilciler Meclisi, Türkiye’ye yeniden yaptırım uygulanması hakkında kanun çıkarma niyetinde olduğunu belirtmiştir. 11 Ekim 2019’da Temsilciler Meclisi’nin Demokrat Parti üyelerinden Eliot Engel tarafından sunulan “Türkiye Tarafından Yaratılan Çatışmaya Karşı Koruma Yasası” (“Protect Against Conflict by Turkey Act” (“PACT Act”)) başlıklı HR 4695 sayılı kanun tasarısı, Suriye’ye asker gönderilmesi kararının verilmesinde rol oynayan Türkiye Cumhuriyeti devlet görevlilerine, ABD tarafından insan hakları ihlali kabul edilen hareketlerde bulunan ilgili kişilere ve savunma sanayii içerisinde faaliyet gösteren veya bu sektöre finansman sağlayan Türk finans kuruluşlarına yaptırım uygulanmasını, Türkiye Cumhuriyeti’ne silah satımının engellenmesini ve “Amerika’nın Düşmanlarına Yaptırım ile Karşılık Verme Yasası” na (Countering America’s Adversaries Through Sanctions Act (“CAATSA”)) dayanan ve silah ve silah yapımında kulanılan teçhizatın alımına ilave kısıtlamalar getiren ek yaptırımların uygulanmasını içermektedir.  

Bu tasarının kanunlaşabilmesi için ABD Temsilciler Meclisi’nde oylamaya sunulması ve salt oy çokluğu (435 oydan 218’i) ile kabul edilmesi gerekmektedir. Tasarı ardından ABD Senatosu’na iletilecek, ve eğer Senato tasarıyı kabul etmeye karar verirse, bunu salt oy çokluğu (100 oydan 51’i) ile yapacaktır. Tasarının Temsilciler Meclisi ve Senato’da kabul edilmesi halinde, ABD Başkanı’nın dilerse yaptırım uygulanmasını durdurmak için 10 günlük bir veto süresi olacaktır. Bununla birlikte, ABD Başkanı’nın tasarıyı veto etmesi halinde tasarı Kongre’ye geri dönecek ve hem Temsilciler Meclisi, hem Senato’dan oyların üçte ikisini alarak geçtiği takdirde kanun haline gelecektir.