Kritik bir hizmet ve bilgi toplumunun temel ihtiyaçlarından biri olan ödeme hizmetleri, geçmişte AB’de 2007/64/EC sayılı AB Direktifi (“PSD”) tarafından düzenlenmekteydi. Bilindiği üzere, buna uygun olarak Türkiye’de de 2013 yılında ödeme sistemleri ile ilgili mevzuat düzenlenerek Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında 6493 sayılı Kanun (“Kanun”) yürürlüğe girmişti. 

Teknolojik gelişmeler, elektronik ve mobil ödemelerin sayısındaki hızlı artış ve yeni ödeme sistemlerinin pazarda yaygınlaşması PSD’nin uygulanmasında birtakım zorlukları da beraberinde getirmiş ve tüketici beklentilerinin değişmesi neticesinde yeni iş modelleri ortaya çıkmasının ardından, gelişen piyasa ihtiyaçlarının karşılanabilmesi amacıyla AB’de 2015 yılında 2015/2366/EU sayılı Direktif (“PSD2”) kabul edilmiştir. PSD2’nin yürürlüğe girişini müteakip Türkiye’nin de yeni yasama eğilimine uyum sağlaması ve mevzuatını son gelişmelere uyarlaması bir süredir beklenmekteydi. Ayrıca, açık bankacılığın hukuki altyapısını güçlendirmek amacıyla, yerel mevzuatın PSD2 ile uyumlaştırılması Türkiye'nin 2019- 2023 yılları için açıklanan 13. Kalkınma Planı'nın maddelerinden birini oluşturmaktaydı. 

Kanun ve 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nda (“Banka Kartları Kanunu”) düzenlenen takas ve mahsuplaşma faaliyetlerine ilişkin hükümlerin ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun’un (“5549 Sayılı Kanun”) denetim elemanlarına ilişkin hükümlerinin tadilini de içeren, Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, (“Tadil Eden Kanun”) 22 Kasım 2019 tarihi ve 30956 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. 

Tadil Eden Kanun’un Türkiye Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşları Birliği’nin (“TÖDEB”) kuruluşunu düzenleyen hükümleri hariç diğer tüm maddeleri 1 Ocak 2020 itibari ile, TÖDEB’e ilişkin maddeler ise 22 Mayıs 2020’de yürürlüğe girecektir.

Ödeme ve E-para Hizmetleri Bakımından Yetkiler Merkez Bankasına Devredilecek

Tadil Eden Kanun’un getirdiği en önemli yeniliklerden bir tanesi, Kanun’un ödeme hizmetleri ve elektronik para hizmetleri alanında yetkili kıldığı düzenleyici ve denetleyici kurum Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (“BDDK”) yerini, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'na (“TCMB”) bırakması olmuştur. 

Kanun uyarınca bugüne kadar TCMB sadece kendisi ve Türkiye Takas ve Saklama Bankası, Merkezi Kayıt Kuruluşu, Bankalararası Kart Merkezi, GÖSAŞ ve Paycore, gibi ödeme ve menkul kıymet mutabakat sistemi işleticilerinin yetkilendirme ve gözetiminden sorumlu kurumu olarak görev almaktaydı. 

Tadil Eden Kanun ile birlikte, BDDK’nın ödeme ve elektronik para hizmeti kuruluşlarına faaliyet izni verme ve bu kuruluşları denetleme gibi yetkileri TCMB’ye devredilmektedir. TCMB, bu vesile ile ödeme hizmeti kuruluşlarının müşterilerinden alabilecekleri maksimum ücret veya komisyon oranlarını belirleme yetkisini de haiz olacaktır.

Açık Bankacılığın İkinci Temeli 

Açık bankacılık kavramı, ilk olarak BDDK’nın Aralık 2018’de kamuoyu görüşü için yayınladığı Bankacılık Bilgi Sistemleri ve Elektronik Bankacılık Hizmetlerine İlişkin Yönetmelik taslağında kullanılmıştır.[1] Halen yürürlüğe girmemiş olan bu yönetmeliğin BDDK’nın bankacılık bilgi sistemleri konusundaki önceki tebliğini yürürlükten kaldırılması öngörülmekte ve açık bankacılık hizmetlerinde kimlik doğrulamayı kapsayacak şekilde bankalar tarafından alınacak bilgi güvenliği önlemleri, siber risklerin yönetimi ve dijital kimlik doğrulama yöntemleri düzenlenmektedir. 2020 yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’na göre bu yönetmeliğin 2020 içerisinde yürürlüğe konması beklenmektedir. 

Tadil Eden Kanun ile, ödeme hizmeti olarak değerlendirilen faaliyetlerin kapsamı genişletilerek PSD2’de yer alan “ödeme emir başlatma” ve “hesap bilgileri sağlama” hizmetleri de bu kapsama alınmıştır. Ne var ki, PSD2’de bankalara getirilen yükümlülüğün aksine, TCMB tarafından veri paylaşım uygulamaları hakkında ikincil mevzuat yayımlanana kadar, bankaların üçüncü taraf sağlayıcılara uygulama programlama arayüzleri (API'ler) yoluyla müşterilerinin hesaplarına erişim sağlama zorunlulukları bulunmamaktadır. Bununla birlikte, bazı Türk bankaları halihazırda üçüncü taraf uygulamaların geliştirilmesini teşvik etmek için API'lerini yayınlamaktadır.

Diğer 

Tadil Eden Kanun uyarınca, TCMB’ye, Kanun’da ödeme veya e-para hizmeti olarak sayılmayan bazı faaliyetleri, belirli bir etki alanı veya işlem hacmine ulaşmaları halinde, ödeme veya epara hizmeti olarak değerlendirme yetkisi verilmektedir. Bu yetki, “sınırlı ağ istisnası” kapsamı altında yer alan, sadece belirli bir ürün/hizmet ağında veya ürün/hizmet çeşidinde kullanılabilen ödeme hizmetleri ve ön ödemeli e-para hizmetleri ile ‘ticari temsilci istisnası’ kapsamında yer alan, ticari temsilcinin gönderen veya alıcı namına işlem yaptığı hizmetler bakımından da geçerlidir. PSD2’nin de sınırlı ağ istisnasının kapsamını, belirli amaçlı ödeme aracının, genel amaçlı ödeme aracına dönüştüğü haller bakımından daralttığı ve ayrıca ticari temsilci istisnasının kapsamını da daralttığı görülmektedir.

Tadil Eden Kanun, bir kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olarak TÖDEB’in kurulmasını ve ödeme hizmeti sağlayıcıları ile e-para kuruluşlarının TÖDEB’e, birliğin faaliyete başlamasını takiben veya yeni faaliyet izni alan kuruluşların ise, faaliyet iznini aldıkları tarihten itibaren bir ay içerisinde üye olmalarını zorunlu kılmaktadır. TÖDEB diğer regüle sektörlerdeki meslek kuruluşları gibi meslek ilkelerini belirleyecek ve mesleki rehberleri oluşturup ilgili hizmetlerin reklamlarına ilişkin kural ve prensipleri belirleyecektir. TÖDEB’in ayrıca, haksız rekabete karşı önleyici tedbirleri almakla yükümlü olması ve üyeleri ile onların bireysel müşterileri arasındaki anlaşmazlıkları çözmek üzere bir hakem heyeti oluşturması öngörülmüştür.

Banka Kartları Kanunu kapsamında BDDK iznine tabi olan ve esasen bir ödeme hizmeti niteliğinde addedilen takas ve mahsuplaşma faaliyetlerine ilişkin hükümler de anılan kanun kapsamından çıkartılmıştır. 5549 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikle ise, TCMB uzmanlarının “denetim elemanı” kapsamına girmeleri sağlanmış, böylelikle TCMB’ye 5549 sayılı Kanun’a uyum konusunda Mali Suçları Araştırma Kurulu (“MASAK”) koordinasyonu altında gözetim ve denetime yönelik hak ve görevler verilmiştir. 

Tadil Eden Kanun’un getirdiği değişikliklerin arasında, ödeme sistemlerinde teminatların kullanımına ilişkin güncel sorunlara istinaden ödeme sistemi kuruluşlarının teminat toplama ve nakde çevirme haklarının detaylandırılması ve idari yaptırımların 900.000 TL'ye kadar arttırılması bulunmaktadır.

Türkiye banka ve finans hizmetleri alanında tüketici odaklı hizmet modelleri bakımından önde gelen ülkelerden biri olup Tadil Eden Kanun ile getirilen düzenlemelerin de şüphesiz ki, finansal hizmetler sektörü üzerinde olumlu etkileri olacaktır. Son dönemde Türkiye’de Fintech şirketlerinin sayıca ve faaliyet olarak artış gösterdiği de dikkate alındığında, düzenlemenin yasalaşmasıyla birlikte, Fintech girişimlerinin daha geniş bir yelpaze altında artış göstermeleri, katma değerli hizmet yelpazesinin genişlemesi ve bankalarla Fintech şirketleri arasındaki işbirliğinin artması beklenmektedir.