A) Ahde Vefa - Sözleşmeye Bağlılık İlkesi

Sözleşmeler hukukuna hâkim olan ana ilke ahde vefa (pacta sunt servanda) ilkesidir. Bu ilkeye göre sözleşme yapıldığı andaki koşullara aynen riayet edilmeli, sözleşmenin her iki tarafı da borcunu sözleşmeye uygun olarak yerine getirmelidir. Ahde vefa, hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkesinin  bir gereği olup verilen sözün tutulması prensibinin bir gereğidir. Böylelikle gelecekteki tüm rizikolar sözleşmenin kuruluşu sırasında taraflarca hesaba katılır ve edimler arasındaki denge ileride değişse bile sözleşme hükümlerine bağlılık devam eder.

Ancak bazı durumlarda, sözleşmenin aynı hükümlerle sürdürülmesinin beklenmesi, hakkaniyet ve dürüstlük kuralları ile bağdaşmayabilir. Bu durumlara iktisadi krizler, fiyatların fahiş surette yükselmesi, savaş, afet vb. haller örnek olarak gösterilebilir.

Ahde vefa ilkesine sıkı sıkıya bağlılık, sözleşme adaletini zedeleyeceğinden ''emprevizyon ilkesi'' ortaya atılmıştır.

B) Emprevizyon İlkesi - Öngörülemezlik

Sözleşmenin ifası sırasında, şartlar taraflardan birisi için fahiş derecede değişirse, bu şartlar altında sözleşmenin devam etmesi hakkaniyete aykırı durumlar doğurabilir.

Mülga Borçlar Kanununda emprevizyon ilkesini düzenleyen bir hüküm yer almayıp sözleşmelerin uyarlanması dürüstlük kuralı ile yapılıyor iken; 6098 sayılı Yeni Borçlar Kanunu söz konusu ilkeye ilişkin düzenlemeye ‘’Aşırı İfa Güçsüzlüğü’’ başlığı altında m.138’de yer vermiştir.

''Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır. Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır.''

Dolayısıyla emprevizyon ilkesinin uygulama alanı bulması somut olayda şu kriterlerin bulunmasına bağlı olmaktadır:

1)         Değişen hal ve şartlar olağanüstü ve objektif nitelikte olmalıdır.

2)         Değişen hal ve şartlar nedeniyle tarafların yüklendikleri edimler arasındaki denge, aşırı ölçüde ve açık biçimde bozulmuş olmalıdır.

3)         Sözleşmede veya kanunda değişen hal ve şartlara ilişkin bir kayıt veya hüküm bulunmamalıdır.

4)         Değişen hal ve şartların ortaya çıkışında tarafların kusuru bulunmamalıdır.

5)         Değişen hal ve şartlar taraflar bakımından önceden tahmin edilebilir veya beklenebilir nitelikte olmamalıdır.

6)         Edimler henüz ifa edilmemiş olmalıdır.

C) Sonuç

Sözleşmeler hukukunda ‘’sözleşmeyle bağlılık-ahde vefa ilkesi’’ ne kadar önemliyse sözleşme adaleti de o kadar önemlidir. Hukuki güvenlik ilkesi sözleşme adaletinin önüne geçmemeli ve tarafların edimleri arasındaki denge gözetilmelidir.

Ancak emprevizyon ilkesinin uygulama alanı bulabilmesi için yukarıdaki şartların bulunması gerektiği unutulmamalıdır. Bu bağlamda riskli ve spekülatif sözleşmelerde, sözleşmenin niteliği gereği taraflar oldukça fazla riski üstlendiğinden bu sözleşmelerin değişen şartlara uyarlanması son derece güçtür. Bunun dışında her sözleşmede taraflar belirli hususlara ilişkin değişiklik riskini üstlenirler. Bu sebeple tarafların üstlendikleri risk alanının kapsamına giren değişikliklerin taraflarca öngörülmesi gerektiği kabul edilmektedir.[1]